30 Mart 2012

HATAY'A YOLCULUK


Hatay…
Yıllardır hep gitmek görmek, çarşılarında gezinmek, tarihine tanık olmak, havasını solumak istediğim, aklımın bir köşesinde yer alan şehir…
Kültürlerin karışımı bir diyara gidip farklı lezzetlere ulaşacağımız, şölen havasında geçeceğini hayal ettiğim bir gezi…
Hayal ettim ettim ve sonunda gerçek oldu…  J

Atladık arabaya çoluk çocuk gittik bir akşamüstü iş çıkışı…

İlk karşılaşmamız mozaikler ile oldu…
Biz yaptık bir tane de hemen oracıkta, armağan ettik gelecekteki nesillere J
IMG_0150
Yumuşak kil üzerine farklı renkteki minik taşları yapıştırmak suretiyle yapıldığını öğrenip şaşırdık.

Sonra ki durak ise İpek kızımın ismine münhasırdı. Hatay’ın ilçesi Samandağ’a uğradık. İpek kozalarından yapılma peçete halkalarımı ve tacımı almıştım gezi bitiminde…
IMG_0184 IMG_0204
Bir de anı olarak ipek kozalakları... 
İlerde kızıma hediye ederim. Ya da o bir yerlere gittiğinde bakıp bakıp onu hatırlarım belki…
Samandağ’dan çıkışta halis nar ekşisi de vardı yanımızda… Hani şu marketlerde satılan nar ekşisi sosu gibisinden değil. %100 nar ekşisi. Hiçbir katkı maddesi olmayanından.
Marketlerden aldığınız ya da gördüğünüz nar ekşisi sosunun arkasını çevirip etiketini bir okuyun. Bir daha almazsınız siz de benim gibi.
Samandağ’daki nar ekşisini görür görmez sarıldım hemen kavanoza bu yüzden…
Samandağ’ın hatıra defterine de bir şeyler yazdık oracıkta, çıkışta nefis Mamül ikramıyla uğurlandık. Antakya kömbetine benzer ama iki gömlek daha üstün bir lezzet. İçinde hurma ve ceviz var. Maalesef satıldığı yere uğrayamadık fırsat bulup, gezdiğimiz rotada karşılaşamadık da. Antakya tarafında kömbete sık sık rastladık ama mamül yoktu.

IMG_0178
Başka ilçelerini de gezdik. Peynir çeşitleri arasında başımız dönüp köy peyniri ve çökelek e karar kıldık.
Zahter vardı bir de… Evimizde şimdi sabah kahvaltısında yağ katıp hazırlıyoruz hemen.
En çok eşim sevindi bu geziye sanırım. Çok sevdiği ama İstanbul’da bulamadığı kabak tatlısına kavuştu. Kilo ile alındı. Kirece yatırılmış kabak reçeli de aslında bu.

Kırma yeşil zeytin var bir de… Minik minik ama tadı nefis, bu yazıyı yazarken bile gidip buzdolabından çıkarıp yeme isteği duyuyorum.

Ne güzel farklı kültürleri, lezzetleri tanımak...
Bıkkınlık var üzerimizde sıradanlığa karşı.
Hep aynı boy ve de renkte yumurtaya karşı, aynı kıvamda yoğurta aynı boyutlarda zeytine karşı…
Büyükşehir hizaya sıraya sokuyor, sınıflıyor her şeyi, yediğimizi içtiğimizi de…

Bir nefesti gitmek o diyarlara biraz hayal de olsaJ
Eyüp Feshane’de yapılan Hatay günleri adlı fuara katılmış olmak güzeldi ve Hatay’a gitme isteğimizi bir kat daha artırdı…
Bir akşam iş çıkışı Hatay’a fiilen gitmedik ama ruhen gittik, o atmosferi yaşadık.

Fuarda stand kurarak bu atmosferi yaşamamıza vesilen olan herkese çok çok teşekkürler…
Ayrı bir teşekkür ise Samandağ Kaymakamlığına… Standındaki içten arkadaşlara, öğretmen hanıma, ipek kozasını işleyen ellere, nar ekşisini yapan anneye, onu bize getiren oğluna, mamülü yapan ve ikram eden ellere çok ama çok teşekkürler…
Kısmet olsun sizleri memleketinize gelerek de ziyaret etmek…
Bütün fuar içinde en çok keyif aldığım stand sizlerinkiydi…
Bu işi ticari yapmayıp yürekten yaptığınızı görmek, o deftere duygularımı aktarmak güzeldi…

IMG_0176
Aynı atmosferi siz de yaşamak istiyorsanız, fırsatınız var ise gidin vakit geçirmeden…
Son tarih 01. Nisan 2012…
Yer: Eyüp-Feshane(İSTANBUL)

Fuar çıkışı hava güneşli ise yürüyün Balat yönüne doğru, Haliç’in keyfini sürün. Ya da enerjiniz yok ise o günlük çıkın teleferik ile PiyerLoti’ye… Haliç manzarasını seyrederken çayınızı kahvenizi yudumlayın. Eyüp Cami’ni ziyaret edin ya da. O havayı soluyun, yenilenin, huzur bulun.
Hangisini tercih ederseniz edin gün sonunda bambaşka diyarlara gitmenin dinginliği mutluluğu olacak içinizde…

28 Mart 2012

BALABAN KÖYÜ & TERKOS GÖLÜ


Yeni bir yer keşfetmek, kalabalıklardan uzak, kimsenin bilmediği ama sizin artık bildiğinizi düşündüğünüz…
Çok şahane oluyor biliyor musunuzJ

Biz gittiğimizde karlar vardı daha etrafta ama pırıl pırıl yakan bir güneş, Şubat ayındaydı, mekanı keşfedişimiz

Terkos gölüne diye yola çıkıp bu parkla karşılaşıp, koca parkta tek başımıza olmak, gönlümüzce enseden kar bırakma şakası yapmak, spor aletlerinde akrobasiler yapmak, çocuk olmak güzeldi… Kışın ortasında bahardan bir gün yaşamış olmak da.
İpek’in açık havada saatlerce uyuması…
Derme çatma da olsa bir piknik yapmış olmak güzeldi…
Köylerin ortasından tavukları yoldan kaçırarak arabayla yol almak, sonrasında Terkos gölü kıyısında yürümek, çamurlara batmak da güzeldi J

Park’ın güzelliği bir tarafında modern bir park olmasına karşın, eski parkın halen orada duruyor olmasıydı.
Hani bizim çocukluğumuzun parklarından, demirden her şey. Kaydırak, salıncak, tahterevalli
Nostalji yaşadık böylece…
O kaydırağın kirine pasına bakmadan, şöyle bir kaydık yukarıdan aşağıya, mutlu olduk…
IMG_1582


Kirlenmek güzeldir sloganının farkına vardık.
Güzelmiş gerçekten deJ

IMG_1678

22 Mart 2012

Sapanca Gölü Kıyısında Bir Gün...


Bahar geldi…
Özlemişiz gökyüzünde parlayarak kendini gösteren güneşi, rüzgârsız durgun havayı…
Kızarmayı günün sonunda güneşin etkisiyle ve sıcağında birazcık da olsa terlemeyi belki de…

Bu Pazar böylesi günlerden biriydi…

DSC03144-1


Sapanca gölünün kenarında bizden tam puan alan bir mekan ve kahvaltı eşliğinde…

DSC03149-1


Esas güzellik mekan ve nefis kahvaltı değil de bu kahvaltıyı üniversite arkadaşlarımızla yapmış olmaktı belki de… Ya da çocuklarla göl kenarında açık havada vakit geçirmiş olmak, kahvaltı sonrası yürüyüş, salıncakta sallanmak, tahterevalliye binmek hep birlikte, bir tarafında baba-oğul, bir tarafında ana-kız…

IMG_2819-1 IMG_2855-1


Ya da esas güzellik İstanbul’un dışına çıkmış olmaktı, gezmiş olmaktı kim bilir…

Hepsi birbirinden güzeldi ve hepsi aynı günün içindeydi...
Gün sonunda mükemmelliğin kıyısında bir gün geçirmenin verdiği mutluluk, dinginlik vardı…

IMG_2859-1


Ve güzel bir açılış yapmış olduğumuzu düşünmek…
Hani vardı ya şu yazıda…
Her hafta sonuna bir gezi bahar mevsimini bekleyen…

Sapanca göl kıyısı hiç hesapta olmayan bir geziydi ama ilk sırayı aldı…

Pek plan yapmamak gerekirmiş bazen ama plansız da olmuyor...

İstemekle başlıyor herşey, planlar bunun için var...

İstiyoruz çok hem de...

IMG_2789-1



16 Mart 2012

BAZEN

Bazen inanması güç oluyor…
Sabah yatağımda bir bebek ve bir çocuk görüyor gözlerim
Görüyor ama inanamıyorum bir süre…
İnanmaya başladıktan sonra yüzüme bir gülümseme konuyor…
Bebek çocuğun elindeki oyuncağa azimle uzanmaya çalışıyor. Çocuk, oyuncağından bebeği uzaklaştırmaya çalışıyor.
Bebek kıkırdıyor bu duruma, hoşuna gidiyor bu oyun belli…
Bense uzaktan seyrediyorum…
Bir manzarayı keyifle seyreder gibi…

Bu çocuklar benim mi? İki çocuk annesi miyim ben şimdi…
Daha dün gibi değil mi dershanede deneme sınavları, üniversiteye kayıt, hatta o gün yemekhanede yediğim menü bugün gibi aklımda…
Aynalı yemekhane ne de hoşuma gitmişti.
Yayla Çorbası, Tavuk Şnitzel, Peynirli Spagettive Kavun… Yediğim en lezzetli yemekti sanki…

Fakülteye giderken çıkılan Maçka yokuşu, Maslak kampüsünde her köşeden çıkıveren, yurdun önünde bekleyen köpeklerimiz…
Ödev proje koşturmacası, etüd salonunda sabahlamak, ya da sabah ezanla birlikte oda arkadaşlarımı uyandırmadan etüd salonuna doğru şıpıdık şıpıdık terliklerle yol almak
Gözlerimi dinlendirmek için Levent gökdelenlerini seyre dalmak… 



Staj sonrası iş telaşı… O kısma geçmek istemiyorum nedense, ömrümün kalanı da çalışan biri olarak geçeceğinden, ben o değerli 4 yıla odaklanmak istiyorum… Üniversite yıllarıma…
Özlemle anıyorum ne güzel, güzeldi, hatırlaması da yad etmesi de ayrı güzel…
Üniversiteme gidip içini şöyle bir arabayla dolaşıp çıkmak hoşuma gidiyor

Bazen durup düşünüyor, dalıyor insan...
Bir yumak haline dönüşüveriyor herşey
Hüzün, mutluluk, huzur, özlem...
Bir yumak oluveriyor...
Bazen...

24 Şubat 2012

Sebzeli Muffin

Bir günde iki tarif ekleyebilmek!
Bloğu açtığım ilk günlerin dışında yapmadığım bir iş olsa gerek. Üstelik o vakitten bu vakte aileye katılan iki bebe varken...


Sebzeli muffin efendim...
Yapımı hiç bu kadar kolay olmamıştı.
Ben verdim rendecibaşına o rendeledi bir çırpıda.
Gerisini halledip fırına sürdük, pişti, fotoğrafını çektik ve işte karşınızda...
IMG_2389


Sebze yemeyen çocuğunuz var ise(bir tane var bizde)çaktırmadan yedirmenin bir yolu belki de... Mücver lezzetinde ancak mücvere göre çok çok hafif bir lezzet. IMG_2391

Tekrarı yapılacak tarifler arasına katılmayı haketti bile.
Çok kısa sürede hazırlanıp pişmesi, kendisini pratik kılmakta...

Malzemeler:
2 adet yumurta
1 adet kabak
1 adet havuç
2 kibrit kutusu büyüklüğünde beyaz peynir
1 çay bardağı zeytinyağı
1 çay bardağı yoğurt ya da süt(ben kefir+süt kullandım)
1 tutam kuru nane
7-8 dal kıyılmış maydanoz
7-8 dal kıyılmışz dereotu(sevmeyenler katmayabilir, ben katmadım)
Dileyenler için baharat; pulbiber, karabiber(ben katmadım)
Tuz
2 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
IMG_2381

Yapılış: Kabak ve havucu rendeleyin. Tüm malzemeleri harmanlayıp muffin kaplarına paylaştırın. Önceden ısıtılmış 180 dereceli fıırnda muffinler altın sarısı renk alana kadar pişirin.(15-20 dk) Kürdan testi yapabilirsiniz bu aşamada. Afiyet olsun.

DAHA PİŞERKEN DELİ DİVANE EDEN KEK... PORTAKALLI HİNDİSTANCEVİZLİ ÜZÜMLÜ TARÇINLI KEK

IMG_2363

Kışın bitmesine az bir zaman kalmışken bu kışı bir portakallı kek yapmadan geçirmek olmazdı.
Ama esaslı bir portakallı kek olmalıydı.
Daha pişerken ben portakallıyım diye bütün evi kokusuyla yakıp kavuran bir kek.
İşte yukarda resmi görülen bu kek öyle bir kek oldu. Bunun yanında ekstra lezzetleri de vardı tabi... Hindistancevizi, Üzüm, Tarçın...
Maaile bizi deli divane etti bu kek.
Pişerken fırına burnumuzu dayayıp iyice içimize çektik o kokuyu.

Tarif Sinbo Ekmek Makinesinin kitapçığından, biz ekleme olarak portakal suyu ve hindistancevizi yaptık.

Malzemeler:
3 yumurta
1 su bardağı toz şeker
1/2 su bardağı sıvı yağ
1/2 su bardağı süt- portakal suyu karışımı(yarı yarıya)
1 paket vanilya
2 yemek kaşığı hindistancevizi
1/2 su bardağı kuru üzüm
1 tatlı kaşığı tarçın
2 portakalın kabuklarının rendesi
2 su bardağı un
1/2 su bardağı pirinç unu
1 paket kabartma tozu

Yapılışı: Şeker ve Yumurta çırpılır. Portakal kabuğu inceden rendelenir.En son un+kabartma tozu+ pirinç unu eklenecek şekilde diğer malzemeler katılır. Fırında 170 derecelik ısıda pişirilir. Ekmek makinesi olanlar kek modunda pişirebilirler.

Afiyet olsun.

  IMG_2352

19 Şubat 2012

HAVUÇLU KEK YAPMAK HİÇ BU KADAR KOLAY OLMAMIŞTI

IMG_2315
Şu havuç rende işi hep zor gelmiştir. Kaşar rendelemek ile sorunum yok, sorun sert malzemelerin rendelenmesi. Kol kası yaptıran türden malzemeler beni düşündüren.


Bu sebepten şu ürünü görür görmez aşkla bağlandım. 1 hafta geçmeden de siparişi verildi.
MAG_627082

Salata yapmak artık 2 dk.

Havuçlu kek yapmak ise çocuk oyuncağı.
Biz Can ile keki yapıp hamurunu hazırladığımızda daha fırın ısınmamıştı bile. Oysa ki önceden öyle mi olurdu. Fırın ısınır ben kek hamurunu daha hazır hale getiremezdim.


Tarif, ürünle beraber gelen kitapçıktan, birkaç ekleme yapıldı. Kışın ihtiyacımız olan şifalı baharatlardan ekledim.

HAVUÇLU KEK:
Malzemeler:
4 yumurta
1,5 su bardağı toz şeker
1 su bardağı sıvı yağ
500 gr havuç(rendelenmiş)
100 gr ceviz kırığı
250 gr un
1 paket hamur kabartma tozu
baharat karışım(muskat rendesi, zencefil, tarçın)


Yapılışı:
Yumurta ve şekeri mikserle köpürene kadar çırpın. Sırayla, sıvı yağ, havucu, cevizi, baharatları, unu ve kabartma tozunu ekleyin. Karıştırın. Hamuru kalıplara paylaştırıp 160 derecelik fırında pişirin.





1 Şubat 2012

KARDANADAM ÇEŞİTLEMELERİ: HORON TEPEN KARDANADAM:)

Kar böyle devam ettiği sürece çeşitlemelerimiz devam edecek:)


İşte horon oynayan kardanadam:)


IMG_1234 IMG_1248 IMG_1251

Karlı görüntülere devam...

DSC02816

Kardan melek

DSC02821 DSC02813

Yarın belki bizi biranda bırakıp gideceksin artacak sıcaklık ile...
Ama yine gel olur mu? Özlemişiz seni... Bu son gelişinde iyice anladık bunu...
Parmaklarımızın sayısınca çeşit çeşit kardanadamlar yapalım daha...
Gel yine gel sen...

KAR KAR KAR, KEK KEK KEK

Biz dışarda Can ile kardanadamı yaparken eve döndüğümüzde bizi bir süpriz bekliyordu. Dün 16.00dan beri kesik olan elektrikler 20 saat sonra gelmişti. Evimizi kek kokusu bürümüştü. Bize süpriz vardı eve girdiğimizde, kek kokuları karşıladı bizi...
Meyvelisi, çikolatalısı ile...
Ne güzeldi...
Ev soğuktu ama dışardan içeri girince ne sıcak geldi bize...

IMG_1229


Dışarda kar kar kar, evde kek kek kek ikisi de aynı harfle başlıyor aynı hecede :)
Başlığımız bu olsun gayrı...

Meyvelisinin hamurunda hindistancevizi, portakal kabuğu, limon kabuğu, limon suyu ve kuru üzüm var. Kakaolusunda ise bunlara ek olarak kakao, üstüne de ekstra kuru üzüm ve fındık kırığı var... Tamamen doğaçlama...

Yapın siz de içinizden geldiği bir kek,
Dışarda karı seyrederken kahve-çay beraberinde yemenin keyfi sarsın sizi...


IMG_1205 IMG_1194

31 Ocak 2012

KARDANADAM YAPMANIN AŞKI...

Kar yağınca, her yer bembeyaz olunca benim canım en çok bloğa yazı yazmak ister...
Yazmak, yazı üstüne yazı yazmak, yazamadığım ayların haftaların acısını çıkarmak...


Haftada bir gün süt izni kullanıyor olmama ve bakıcımızın o gün de bize eşlik ediyor olmasına rağmen hiç fırsatım olmadı, zaman bir koşturmaca içinde geçiyor. Az önceki yazımı bile çok önceden hazırladığım halde bloğa yükleyememiştim.
Şeytanın bacağını bir yerden kırmak gerek, paylaşmak, yazmak...
Yazacak çok şey var belki ama kısadan ve kestirmeden gidip hedefe ulaşmak benim niyetim... En son yapılan şeyi ilk yazmak en kolayı belki... İşte karların getirdiği bir aşk...

IMG_1145

Karadanadam yapmanın aşkı...
En son yaptığımız kardanadam geçen sene bu vakitler İsviçre'de bıraktığımız idi... Şimdi ise evimizin karşısında... 1 saat önce yapıldı. Pencereden kafamızı uzatıp uzatıp bakıyoruz ona halen... Yılın ilk kardanadamı... Ve kış böyle giderse daha çok kardanadam yapacağız biz...

IMG_1153

KIŞ GELİNCE...

GRİP

Ne güzel gidiyorduk, ilk altı ay hastalıksız ilaçsız misler gibi geçmişti, gezmenin tozmanın alasını yaptık minik serçemizin ailemize katılmasıyla. O sanki anne karnındaymışçasına devam etti yolculuğuna…
İki çocuklu da ne güzel geziliyormuş dedik. Hiç olmadığı kadar çok gezdik İpek geldikten sonra.

İpek kız 6 aylık oldu ve aşılarımızı olmaya gittik. Aşıyı yapan hemşirenin kızarık burnu, yaşlı gözleri bana eyvah dedirtti. Aşıdan 2 gün sonra gripten sebep Larenjit oldu. Ucuz atlattık ve soğuk su buharı ile tedavi ettik doktorun tavsiyesiyle ilaçsız. O bitti derken abimiz hasta oldu bu kez. Öksürüksüz gecemiz geçmedi. O iyileşti, serçede başladı bu kez boğaz enfeksiyonu. Kan tahlilinde tespit edilen bakteri sebebiyle antibiyotiğimizi aldık gayri itiraz etmeden.
Umarım bu açılış böyle devam etmez. Son 20 gündür ev revir misali… Diyet filan boşmuş, anne için çocuklarının hasta olması yetermiş. Doğum sonrası kalan 5 kg mun 3 ü uçtu gitti bu 20 günde. 2 kg da kalsın yanımda, daha kışın kalan yarısı var ne de olsa…

Böyle hayal etmemiştik biz kışı…Biz bu vakitler karın içinde debelenmenin, kızak kaymanın, kardan adam yapmanın planını yapmıştık. Planlar iptal oldu biz kaldık, babamızı elçi olarak gönderdik mekana sadece…

Ev hapsi bize göre değil. Gelsin bahar biran önce, doğsun güneş, ısıtsın içimizi, çıkalım ormana, yaylaya yine…
Bekle bizi Kaplıca
Bekle bizi Bursa
Bekle bizi Büyükada
Bekle bizi Ankara-Beypazarı
Bekle bizi Baba ocağı
Bekle bizi Trakya
7 gezi planımız var bahar mevsimine
Yaza ise daha çok plan var…
Kamp yapmak bol bol
Menekşe’de, Yedigöller’de, İsviçre’de, Dedetepe’de…
Kısmetimiz olsun hepsi tek tek, es geçmeyelim…
Buraya keyifle aktarılsın gezi notları…
Rast gele…
Şifa yoldaşımız ola…





7 Ocak 2012

6. ay biterken

IMG_0798

Ah ne çok vakit geçti yazmayalı…

Zaman su gibiydi, sele dönüştü sanki, alıp götürüyor. Güzel bir akış neyse ki bu… Taşan, zarar veren türden değil. Kendi sınırlarında akıyor, hızlı ama sakin…

İpek büyüyor, kendi halinde, 6 aylık oldu. Ne çabuk büyüdü ne çabuk 6 aylık oldu diyorlar, bu cümleler bana zamanın hırsızlığını hatırlatıyor. Oysa ki ben hiç büyümesin istiyorum. Bebek tadında saflığında kalsın…

Onu öpmeye çalıştığımızda peşinden yüzünü silmeye çalışmasın.
Öyle kalsın dursun, saf, bihaber…
Onunla konuşmamız en büyük hediye olsun onun için.
TV deki çizgifilm değil benim onunla ilgileniyor oluşum dikkatini çeksin hep böyle…
Ona ruhen de bedenen de en iyi gelen yiyeceği annesinin memesinden gelen süt olsun…
Oturmaya çalışırken bir yana kaykılsın…
Abisini görünce aynı saflıkla heyecanlansın, cıvıldasın...
Dilini çevire çevire baba demeye çalışsın…

Ama bir süreç var önünde tamamlayacağın…
Annenin yapacağı en iyi şey, senin her anının kıymetini bilmek, tadına varmak bebek halinin…
Minik tombik serçem bir mim noktasındayız artık…
6.ay ile birçok ilk girdi hayatına…
Yeni kelimeler, yeni lezzetler, yeni ifadeler…
İyi ki geldin hayatımıza, iyi ki İpek Böcüğümüz oldun, ailemizi tamamladın…
Yarım yaşın kutlu olsun İpek kız…

Seni çok seviyoruz…

24 Kasım 2011

Kasım'da Yedigöller Başkadır...

En güzel başlık bu olabilir evet, Kasım'da Yedigöller başkadır. Katlanıp biraz çilesine, uzun yoluna, gitmek görmek yaşamak gerek... 


Birbirinden güzel 7 göl... 


Nazlıgöl, Sazlıgöl, Seringöl, Deringöl, İncegöl, Kurugöl ve Büyükgöl... IMG_0654


Ve onların arasından, ormanın her yanında yürüyüşünüz boyunca size eşlik eden dereler, şelaleler...


IMG_0363

Yapraklar artık sarı hali bırakıp kırmızıdan kahveye dönmek üzere... Kış öncesi yerlerini almışlar, beyaz karı bekliyorlar, üstlerini örtmelerini ve uykuya dalmayı böylece... IMG_0052 IMG_0173 IMG_0399 IMG_0288

Ve üşümek,
Dağ evinde bizi karşılayan buzdan yatak...
Sokulup hepimiz aynı yatağa ısınmaya çalışmak, Kesik elektrikler, musluktan akan buz gibi su...
Evin alt katında yer alan ve üst kattaki yatak odasına hiçbir hayrı dokunmayan şömine...
IMG_0496 IMG_0489

Çilesi vardı evet ama güzelliği için başımız üstüne dedik... 
Bu güzellikte çocuklarla birlikte geçen her anın kıymetini bilmeye çalışarak...IMG_0067 IMG_0210 IMG_0114


Toplanıp ahali şöminenin başına tabu oynadıkça, şömine ateşinde marsmellowları şöyle bir ısıtıp yuvarladıkça unutmak soğugu, bizi bekleyen buzdan yatakları, sabahı nasıl edeceğimizi:) keyfine varmak yemenin içmenin, mangalda sucuk ekmek yemenin, yılbaşı akşamı kıvamında bir akşam geçirmenin...


DSC02145




Sabah erkenden uyanıp kapıdan dışarı adımımızı attığımızda bizi karşılayan orman,  göl, temiz hava, sessizliği bozan su ve kuş sesleri sadece... 
 IMG_0429


Hayalimdi geçtiğimiz seneden beri içimde taşıdığım, gerçek oldu. 
Kısmet seneye yazın yeniden gidip çadır kurmakta olsun...

18 Kasım 2011

CARTE DOOR YENİ TATLI SERİSİ

Reklam olarak algılanmasın ama buraya da yazmadan edemedim. Biri sizi sürprizleriyle hiç ummadığınız vakitlerde çok ama çok mutlu ediyorsa bir teşekkür edersiniz. İşte bu yazı bir teşekkür yazısıdır.

Sevgili Carte Door,
Son sürpizin ile mest olduk ailecek. İlk önce çikolatalı sufleyi denedik. Eşim dedi ki bir restoranda bir sufle ancak bu sufle kadar güzel olabilir. Daha da güzeli olamaz, yemedim şimdiye kadar.
Hakikaten öyle...
kekler_cikolatalikek
Sonra sırayı creme brule aldı... Bu kadar mı gönlün zengin, crem brulenin üzeri karamel ile doldu taştı, lezzeti kendini aştı... Bir paketin içerisinden çıkan iki ölçü de aynı gün yapıldı ve takip eden iki gün içinde tüketildi gitti aynı memnuniyetle...
gununtatlisi_cremebrulee
Sırada Fondan ve Can'ın en başından beri anne bundan yap dediği Macaronlar var. moderntarifler_fondanmoderntarifler_macaron
Belki torpili bu kez kendime yapıp Limonlu Keki yaparım...
kekler_limonlukek
Pudinglerimiz ise bekliyor sırasını...

Gönülden teşekkürler sana ve seni yaratan bizlere tanıtan ekibe...

İyi ki varsınız...