12 Aralık 2006

MISIR UNLU TUZLU KEK & HAVUÇ TATLISI

Dün akşam eltimler( annesi ve kız kardeşi ile ), eşimin anne&babası ve karşı komşumuz Selim Amca ile Ferhunde Teyze bizdeydi.
Bir gün önceden Mısır Unlu Tuzlu Kek ile Havuç Tatlısı yaptım. Akşam işten gelince de kurtarıcı yemek olarak ilan ettiğim Kısır' ı yaptım. Kısırı sevmeyen yok neyse ki:) Çay eşliğinde hepside çok güzel gittiler. Sanırım biraz aç olmaktan ve hızlıca servis edebilmek için fotoğraflar özenli çekilememiştir:(


İşte size 2 pratik tarif

MISIR UNLU TUZLU KEK

Tarifi çok sevgili Ayfer Teyzemizden alınmıştır. Peynirli mısır kekini ben çok çok beğendim. Bu tarif bundan sonra sık sık yapılacaktır. Kahvaltılar içinde ideal...

Malzemeler:
  • 3 yumurta
  • 2 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 su bardağı sıvı yağ
  • 1 su bardağı peynir kırıntıları
  • 1 su bardağı beyaz un
  • 2 su bardağı mısır unu
  • 1 paket kabartma tozu

Yapılışı:

Yumurta ve yoğurdu çırpın, ardından sıvıyağı ve peynir kırıntılarını ekleyip karıştırın. Kabartma tozu ve beyaz unu birlikte ekleyin. En son mısır ununu ekleyin, iyice karıştırın. Kek kıvamından koyuca, mayalı hamur kıvamından bir karışım olacaktır. Önceden ısıtılmış fırında 175 derecede altı ve üstü pişene kadar tutun.

Afiyet Olsun

HAVUÇ TATLISI


Bu tarifi de eltimden almıştım. Evde ceviz olmadığından fındık kullanarak yaptım ve gayet güzel oldu..
Malzemeler:

  • 1 kg havuç
  • 2 su bardağı şeker
  • 1 paket sade petibör bisküvi (175 gr)
  • 1 bardak ceviz yada fındık
  • 1 poşet toz krem şanti
  • 1 su bardağı süt
  • Üstünü süslemek için toz antep fıstığı

Yapılışı:

Havuçları soyup rendeleyin yada rondodan geçirin. 2 su bardağı şeker ile pişirin. Havuç sularını salacak ve tekrar çekecektir. Suları çekince ocağın altını kapatıp karışımın soğumasını bekleyin. Bisküvileri un haline gelene kadar rondodan geçirin. Soğuyan havuçlara katıp karıştırın. Fındık yada cevizi ekleyin.

Bu karışımı borcama yayın. Krem şantiyi hazırlayıp üstüne sürün. En üstünü yeşil fıstık ile süsleyin.

Afiyet Olsun..

11 Aralık 2006

YILBAŞI PARTİSİ GİBİ BİR DOĞUM GÜNÜ:)

Bu balon dolu çuvalın altındaki kurdela akşamın ilerleyen saatlerinde çözülecek ve tüm ahali balonları patlatmak için yarış yapacaktır:)) Balonlar çözülürken altta ise doğum günü çocuğu oturacaktır, başından aşağı yağan balonların altında şaşırıp coşacaktır:)
Cumartesi akşamı, eşimin yeğeninin doğum günü idi. Eltim evi çok güzel süslemiş, bu balon çuvalını hazırlamıştı:)
O kadar güzel bir akşam geçirdik ki sanki yeni yılı kutluyormuşuz gibi eğlendik. Doğum günü çocuğu Alp'i unuttu herkes :) O zaten yeni oyuncaklarıyla haşir neşirdi:)
Sıra geldi gecenin lezzetlerine...
Önce benim yaptıklarımla başlayalım..

Elmalı Mini Turtalar ve Kısır... Eltim kısırı benden özellikle istedi, bende seve seve yaptım... Kısırdan tek bir kaşık artmamıştır:) Sonra, sofraya eltimin çok güzel yaptığı "Çikolata Soslu Yalancı Tavukgöğsü" katıldı..
Sonrada, "Kakaolu Muzlu Rulo", eltim tarifi benim siteden alıp yapmış:)) Her zamanki yaratıcığılını kullanıp tek lokmalık rulolar da hazırlamış...
Evet... Masamız giderek kalabalıklaşıyor. Gecenin yıldızı olmayı benim kısırımla paylaşabilecek pasta çıkıyor ortaya:) Kestaneli Pastaaaaaaaaa.... Eltim öncelikle kestane şekerlerini yapmış, ardından da bu pastayı.. Tek bir dilim kalmamıştır:)
Ve benim favorim mercimekli börek, Sanırım adına Avcı Böreği deniliyor. Eltim bu böreği de benim için yapmış, sağolsun:) Bizim nazımız birbirimize geçer böyle, şunu yapsana, bunu pişirsene diye:)

Eltim çok güzel hazırlanmış ama belki en önemli şeyi unutmuştu:) Alp'in pastasının mumları yoktu :) Tek tek dolaplara çekmecelere bakıldı ama son dakika bulunamadı bir türlü doğum günü mumları. Bunun yerine yukarda ve aşağıda ki resimde görülen gül şeklindeki su mumlarını yaktık:) Bu da güzel bir anı oldu:)

Ve soframızın tamamı...

Bir pasta daha dikkatinizi çekecektir. Pembe-beyaz pastamız, İnebolu'dan dedesinin biricik torunununa gönderdiği hediye pastadır.


Teknoloji artık o kadar gelişti ki, bütün bir akşam Zonguldak'a canlı yayın yapıldı:) Ordaki teyzemiz de bir pasta yapmış Alp için, orda kestiler, webcam-e karşı oyunlar oynandı karşılıklı:) Yılbaşında canlı yayın yapıyor gibiydik. Çok eğlenceli bir akşamdı, herkes biraradaydı. Yılbaşında İstanbul'da olmayacağımız için bu moral çok iyi geldi eşimle bana..Yılbaşı akşamının en güzeli sevdiklerinizle birlikteyken geçiyor. Dışarda kutlanan yılbaşı akşamından aynı keyfi alacağımı düşünemiyorum.

Bu güzel akşam için eltime burdan bir kez daha teşekkür ediyorum.
Ayrıca Nice Yıllara Alp:)

9 Aralık 2006

Elmalı Mini Tartlar ve Tartöletler


Sonunda bende yaptım:) Yaşasın.. Uzun zamandır istediğim mini tart ve tartöletlerimi dün akşam elektriklerin kesilmesine rağmen yaptım:)
Tartöletler:
Mini Tartlar:
Elektirikler kesildi ve uzun süre gelmedi, bende yılmayıp mum ışığı altında çalışmalarımı sürdürdüm :)) Eşimde kalıpları yağlayarak ve fotoğrafları çekerek bana yardımcı oldu:)



Tartölet kalıplarımı ilk defa kullandım:)
Mini tartlar konusunda fikride sevgili Hülyalar'dan aldım. Sadece muffin için kullandığım kalıpları, mini tartlar ve mini cheesecakeler için kullanabileceğim nedense aklıma gelmemişti:) Yukarda mum ışığında zor da olsa görülen, bir tanesi silikon, bir tanesi ise teflon olan iki adet 6şarlı muffin kalıplarımı kullandım. Tartöletler için ise epey önce alıpta paketinden dahi çıkarmadığım aliminyum kalıpları kullandım:)

Gelelim tarife.. Bendeki elmalı tart ve kurabiye tariflerine şöyle bir göz gezdirip karma yaptım ve tabiki göz kararımla yol aldım:)

Malzemeler:

Hamur için:

  • 200 gr pudra şekeri
  • 1 su bardağı sıvı yağ
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilin
  • 1 yumurta
  • 6 yemek kaşığı yoğurt
  • Aldığı kadar un

Elmalı harcı için:

  • 4 elma
  • Yarım su bardağı fındık yada ceviz kırığı
  • yarım bardak toz şeker
  • 1,5 tatlı kaşığı tarçın

Yapılışı:

Elmalı harç için elmaları soyup ortadaki çekirdekleri çıkararak irice rendeleyin. Üzerine fındık, toz şeker ve tarçınıda ekleyip ocakta hafifçe pişirin. Rengi esmerleşecektir. Harcınızı soğumaya bırakın.

Muffin kalıplarınızı ve tartölet kalıplarınızı margarinle yağlayın. Ben, becel gibi kasedeki yumuşak margarinleri kullanıyorum. Yumurta fırçası ile kolayca sürülüyor. Fırça her kıvrımada rahatlıkla giriyor.

Hamuru için pudra şekeri ile yumurtayı karıştırın. Ardından sıvı yağ ve yoğurdu ekleyip karıştırın. Kabartma tozu, vanilya ve unu katıp iyice yoğurun. Aldığı kadar un ekleyin. Elinizi hamurdan kurtarmalısınız. Her seferinde unu ellerinize döküp elinizi ovalarsanız, yapışan hamurlar unun yardımıyla elinizden yavaş yavaş çıkarlar. Elinizde hiç hamur kalmaz.

Hamurdan, cevizden biraz irice yumaklar alıp (kalıbınızın büyüklüğüne göre) bunları 10-12 cm çapında açın ve kalıplarınıza yerleştirin (bkz. mum ışığındaki fotoğraf). Ortadaki çukurlara elmalı harçtan yerleştirin. 3 tane yumak büyüklüğünde hamur ayırın. Bu hamuru da büyükçe açıp şeritler halinde kesip üzerlerine sepet şeklinde yerleştirin.

170 derecelik fırında üzeri ve altı eşit pişene kadar tutun. Bu süre çok kısa oluyor, dikkat edin. 10 -15 dakika kadar sürüyor.

Piştikten sonra dilerseniz üstüne pudra şekeride serpebilirsiniz.

Afiyet olsun...

Not: Bu malzemeler ile ben 6 adet tartölet, 12 adette mini turta elde ettim.

6 Aralık 2006

KARADENİZ ESİNTİLERİ VE TERLİKLER:)))

Kastamonu gezisinde aldığım bu tırnak işi bağlama oyalarını ve örtülerini tanıtmak istiyorum sizlere.. Yapılışını öğrenince ne kadar değerli olduklarını anladım. Öncelikle, kumaşı tezgahta dokunuyor. Krem rengindeki kumaşı tezgaha geçiriyorlar. Renkli kısımları, simleri ve delikli işlemeyi el tezgahında yapıyorlar. Bu işlem bittikten sonra esas zor kısma geliniyor. Tırnak işi denilen bağlama oyalarına... Bu oyaların iplikleri önce tek tek asılıyor kumaşa.. Bu kumaş püsküllerini hanımlar tek tek alıp, düğüm atmak yöntemiyle oyayı ortaya çıkarıyorlar. Hiç bir tığ yada alet kullanılmıyor. Sadece tırnaklarla sıkıştırmak yöntemiyle düğümler atılıyor. Sanırım makrome tarzı denilebilir. Bu konuları Berceste'ye danışmak en iyisi:) Zaten gitmeden evvel bana bilgisini veren ve tanıtan da oydu. Yoksa hiç aklıma gelmezdi bu oyaları soruşturupda almak... Bilgisini de hem rehberimizden hemde satıcı bayanlardan aldım. Kendileri yapıp satıyorlar.. Tezgahın resmini daha evvel Kastamonu gezisi yazıma eklemiştim..
Karadeniz esintileri bunlarla da bitmedi. Evvel ki Muhlama'yı yemek olarak saymaz isek ilk defa bir karadeniz yemeği yaptım. Bu sizi şaşırtmasın, çünkü eşim karadenizli. Çevremdeki büyük çoğunluk karadenizli (eltim, işyerindeki arkadaşlar) olunca bir merak başlıyor. Bu yemeğide şirketteki bir arkadaş yapıp getirmişti. Tarifini ondan aldım. Gerçi yemeğin daha sulu olması gerekiyor ben mısırların bu kadar çok su çekeceğini tahmin etmemişdim:) Ama lezzeti gayet iyiydi:)
Eminim kayınvalidem bu yemeği yaptığımı görse çok mutlu olurdu. Şu an memleketlerindeler, yemeği umarım burdan görür. Zonguldak'a sevgi ve selamlarımı yolluyorum.

KARA LAHANA KAVURMASI
Yemeğin içinde barbunya, mısır yarması ve karalahana yaprakları kullandım. Önce barbunya yı ve mısır yarmasını bir gece suda beklettim. Ardından ayrı ayrı haşladım. Kara lahana yapraklarını ince ince doğradım. Hepsini düdüklü tencereye alıp, içinede üstünü kapatacak kadar salçalı su bırakıp, baharatlarını ve yağınıda ekleyip yarım saat kadar pişirdim. Size çok da ayrıntılı tarif veremiyorum. Her şeyi gözkararı bıraktım içine. Ama bununla ilgili ayrıntılı tarifi Gül Hanım ın sitesinde bulabilirsiniz.

Bir diğer merak konusunuda burada gidermek istiyorum. Bayanlar olarak, yeni bir şey alınca biliyorsunuz ki illa arkadaşlarımıza da aldığımızı gösterip onların da fikrini almak isteriz. Aslında bu fikir alma "hadi sende söyle ne güzel değil mi aldıklarım?" dan öteye gitmez:) Hepiniz sanal arkadaşlarımda olsanız bende terliklerimi size göstermek istedim. Tabi bunda Hülyalar'ın ve Berceste'nin de talebi söz konusu:) Bilmiyorum, beni tuzağa mı düşürdüler ama ben ekledim bile resimleri:)

İşte sıcacık ayaklar için olan puf puf terliğim:) Marka reklamı olmasın diye yazmıyorum:)

Bunlarda yazın şıkır şıkır giymek için olan hanım işi terliklerim:)
Bir diğer dikkat konusu ayak numaram olacaktır eminim:) 39-40 numara giyiyorum arkadaşlar.. Şimdi hayret ifade eden sesleri duyabiliyorum:) Boyumla orantılı olduğunu söyleyeyim en azından da o kadar çok şaşırmayın:)

sevgilerimle...

3 Aralık 2006

PAZAR KAHVALTISI & KENDİ KARTINI KENDİN YAP:)

Cumartesi akşamı eşimle yürüyüşe çıktık. Nişantaşı'ndan Beşiktaş'a inen yol boyunca yürüdük. Maçka'da fakültemin önünden geçtik. Yol boyunca ilgimizi çeken pasajlara, mağazalara girdik. Nişantaşı, İstanbul'un en nezih semtlerinden biri olmayı sürdürüyor. Birçok semtimize görede çok sakin... Bu yüzden yürürken kendimi çok rahat hissediyorum.

Çiçek satıcılarının olduğu bir köşeden görüntü



Beşiktaş'a inip birazda meydanında dolaştık. Kahvaltı masası için bir masa örtüsü aldım:) Benim için çok güzel bir yürüyüş oldu, mutlu ve de memnun evimize döndük.

Pazar sabahı kahvaltıya eltimler geldiler.


Birlikte güzel bir kahvaltının ardından hep birlikte Olivium'a gittik. Beyleri Teknosa'da bırakıp eltimle mağazalara dalıp çıktık:) Twigy den puf puf terliklerinden aldım sıcacık ayaklar için:) Oda yetmedi, Accessorize'deki indirimden yararlanıp bir de hatun işi bir terlik aldım kendime:) Yazın şıkır şıkır giymek için:) Ardından bu paketler dikkatimi çekti.



Make your own card- Kendi kartını kendin yap.. Paketin içinden çıkan boncukları, pulları, yaprakları, çiçekleri ve kağıtları kullanarak yine içinden çıkan boş kartları dilediğiniz gibi düzenliyorsunuz. Bunun için ihtiyacınız olan şey bir yapıştırıcı ve bir makas.. Bu kart destelerinden 2 paket aldım. Biri yılbaşı için özel tasarlanmış, diğeri ise çiçek ve kelebeklerle süsleyebileceğiniz şekilde düzenlenmiş.
Önce paketin arkasındaki tasarım önerileriyle yol aldım. Ama tamamladıktan sonra hala birçok çiçek, pul,kağıt ve boncuğum vardı. Onlarıda paketlerin açılma noktalarına yapıştırdım. Kalan şeffaf kağıtları ise kartın içine yazıyı yazdıktan sonra üstten bir sıra halinde yapıştıracağım. Şeffaf örtü kaldırılınca yazı okunacak. Düğün davetiyelerinde olduğu gibi:)
İşte kartlarım hazır:) Sevdiğiniz insandan, arkadaştan, yakından güzel bir kart almak ne güzeldir.. Hiçbir e-kart yada mail gerçek bir tebrik kartının yerini tutamaz..

Yılbaşı heyecanı beni şimdiden sardı:)

2 Aralık 2006

KAKAOLU MUZLU RULOLAR



Kakaolu muzlu rulo tarifini arkadaşım Emel'den almıştım. Eşim 3-4 porsiyon yedikten sonra, bana dönüp sessiz sessiz "bu tarifi Emel'den alsana, çooook güzel olmuş " demişti :) Bende tarifi alıp ilk fırsatta hemen uyguladım, üstünü fındıkla süsledim ve sonuçtan yine memnun kaldık. Bir süre bu tatlıya Emel'in tatlısı dedim ama burda yayınlarken başka bir isim bulmam gerekiyordu. :) Bende "kakaolu muzlu rulo" demenin uygun olacağını düşündüm.

KAKAOLU MUZLU RULO

Malzemeler:
1 lt süt
3 fincan un
3 fincan şeker
yarım paket margarin
1 paket vanilya
1 paket kakaolu petibör bisküvi
2-3 adet muz

***Fincan türk kahvesi için olandır.

Yapılışı:
Bisküvileri rondodan geçirip un haline getirin. Büyük dikdörtgen yada kare tepsiye un halindeki bisküvileri yayın. Ben midi fırın tepsilerinden iki tane kullandım. Süt, un ve şekeri ocakta muhallebi kıvamına gelene kadar karıştırın. Koyulaşınca margarini atıp eritin. Ocaktan alın.Vanilyayı ekleyin karıştırın. Bu karışımı hemen bisküvilerin üzerine eşit şekilde dökün. Tepside yarım cm kalınlığında muhallebi olmalı.

Soğuduktan sonra muhallebiyi börek keser gibi dikdörtgenler halinde kesin. Dikdörtgenleriniz 8x12 cm genişliğinde olmalı. Muzları önce boydan ikiye kesin. Sonra da rulo genişliğinde olacak şekilde 8 cm olarak kesin. Dikdörtgen halindeki muhallebinin kısa ucuna kestiğiniz muzlardan dizin. Bir spatula yardımıyla muhallebinin altından kaldırıp, muzların etrafında çevirerek sarma gibi sarıp, rulo haline getirin. Bisvüviler muhallebiye yapıştığından kolayca rulo haline gelecektir. Ruloları servis tabağınıza yerleştirip dilerseniz ceviz veya fındık ile üstünü süsleyin.
Afiyet Olsun...

***Dilerseniz kakaolu bisküviler ile bir miktar cevizide rondodan geçirip bisvüvili kısmın cevizli olmasınıda sağlayabilirsiniz. Çok daha lezzetli olacaktır.

30 Kasım 2006

ACIBADEM PASTASI

Haftasonu mutfakta geçen hummalı çalışmalardan sonra buzdolabındaki ve fırındaki stoklar hala tükenmediğinden, yeni birşey de yapamıyorum.
Bende şu arşivi bir karıştırayım derken pratik acıbadem pastama rastladım:) Bu pastayı epeydir yapmıyordum, ilk yapışımda ise çok memnun kalıp peşpeşe yapmıştım. Kısıtlı vaktiniz varsa ve ikram etmek yada tatlı krizinize çare bulmak istiyorsanız tam size göre bir tarifim var:)

ACIBADEM PASTASI:

Malzemeler:

  • 1 tane kakaolu pastaban'ın yarısı (sadece bir katı)
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 su bardağı hindistancevizi
  • 1 su bardağı ceviz yada fındık
  • 1 çay bardağı sıvı yağ
  • 3 yumurta

Üstünü süslemek için bol hindistancevizi, yeşil fıstık,

Yapılışı: Yuvarlak borcamı margarinle yağlayın. Keki içine yerleştirin. Diğer malzemeleri çırpıp hazır kek in üstüne dökün. 160 derece fırında 20-30 dk, rengi pembeye dönünceye kadar pişirin. Soğuduktan sonra borcam kalıptan ters düz yaparak çıkartın, servis tabağınıza alın. Üstüne bol hindistancevizi döküp, yeşil fıstık ile süsleyin.

Afiyet Olsun..

Not: Pastanın tadı acıbadem kurabiyesine benzediği için ben bu adı verdim. Üstüne döktüğünüz karışım fırında pişince tam bir acıbadem kurabiyesi çıtırlığını ve tadını alıyor.

26 Kasım 2006

HAFTASONU

Bu haftasonu boş vaktimin %80 i mutfakta geçti diyebilirim. Şu an saat 22:22 ve oturup şöyle bir yazayım dedim, neler yaptım bu 2 günde diye...Epey uzun bir liste oldu.
Ama artık enerjim tükendi.. Maharatlık buraya kadarmış ben bir süre dinleneceğim. (Bu süre 3-4 günü geçmeyecektir eminim:))
Liste şöyle..

  • Erişte Pilavı
  • Cız Bız Köfte

  • Mantar Kavurma (Kanlıca Mantarı)

  • Zeytinyağlı Kuru Patlıcan Biber Dolması
  • Kızılcık Tarhanası Çorbası
  • Muhlama

  • Kabak etkinliği için yapılan bir çeşit .... :) (Geçen etkinlikten dersimi aldım, bu ay temkinli ilerliyorum, tariflerimi son dakikaya bırakmıyorum:)
  • ve Şu an fırından mis gibi kokusu gelen Cevizli Çörek (Kepek unu ile yapılmış)

Hem haftasonu ziyaretime gelen anne babam için hemde bize haftaiçi yetecek kahvaltılık ve akşam yemeğimizi oluşturuyor bunlar..

Artık mutfaktan biraz uzak durayım diyorum:) Geçen hafta kendimi kaybetmiş gibiydim ama pişman değilim herşey çok güzel beğenilerek yenildi, ikram edildi. Tüm yapmak istediklerimi tek tek yapmak beni memnun etti, mutlu oldum, mutfak konusunda deneyimlerim arttı.

Elif Şafak'ın kitabını cuma günü bitiripde yeni kitabımı seçmeme rağmen hala başlayamadım. "Baba ve Piç" adlı kitabında konusu geçen Ermeni sorunu ile ilgili biraz tarihi bilgi edinebilmek için Emre Kongar'ın "Tarihimizle Yüzleşmek" adlı kitabını seçtim. Popüler kitaplardan uzak durmama rağmen son iki kitabımda bu gruptan oldu.

24 Kasım 2006

AÇMA & BROKOLİ GRATEN

Hatice'nin sitesinde açma tarifini gördüm yalnız içinde yağ yoktu, sanırım unutuldu, acaba yorumlarda kimse yazmışmı yoksa ben hatırlatsammı derken, yorumlar arasında Şevval in tarifini gördüm, o kadar güzel içten anlatmıştı ki tarifi hemen not aldım. Dün akşamda tarifini birkaç değişiklikle uyguladım. Çok çok güzel pastane açması gibi mis gibi kokan açmalarım oldu.


AÇMA:

Malzemeler:

  • 1 paket yaş maya (42 gr)
  • 4 yemek kaşığı toz şeker
  • 1,5 tatlı kaşığı tuz
  • 1 su bardağı ılık süt
  • 1 su bardağı ılık su
  • 1 su bardağı sıvı yağ
  • Aldığı kadar un
  • Üzerine sürmek İçin: 1 yumurta sarısı, susam..

Yapılışı: Mayayı, şeker ve süt içinde bekletin. Çözünüp köpürsün. Daha sonra suyu, tuzu, yağı ekleyin, Unu azar azar ekleyerek hamur yoğurun, Hamur elinize yapışmayana kadar un eklemelisiniz. Hamur toparlanınca(kulak memesi yumuşaklığında) üzerine poşet kapatıp 1 saat bekletin. Kabaran hamurdan parçalar alıp kıvırarak açma şekli verin. Yağlı kağıt serili tepsiye dizin. Tepsileri fırına koyup dereceyi de en düşük olan 50 C'ye getirdim. Bu şekilde 1 saat kadar daha beklettim. Ilık fırında iyice kabarıp kocaman oldular. Soğukta üşüyen koyunlar gibi birbirlerine sokuldular:) Şekilleri çok muntazam bir hale kavuştu, tepsiye dizerken istediğim şekilleri veremedim diye üzülmüştüm ama kabarınca bütün kusurları kapanıyor. Daha sonra fırından çıkarıp üzerine yumurta sarısını sürüp susamlarını ekledim. 190 derecelik fırında üzerleri kızarana kadar pişirdim. Üstteki pişince alttaki tepsiyi yukarı çıkardım. Böylece altları ve üstleri eşit pişiyor.

Afiyet olsun...

Dün akşam birde Brokoli yemeği yaptım. Evde bekleyen Brokoli ler için bir tarif ararken Lezzet Dergisi'nde buldum. Sosu biraz az geldi gibi görünebilir ama yeterli, üstünü tamamen kaplaması gerekmiyor. Çünkü beşamel sos ağır geliyor. Bu aralar çok hamaratım hadi hayırlısı:)

BROKOLİ GRATEN

Malzemeler:

  • 500 gr brokoli
  • 2 su bardağı süt
  • 2 yemek kaşığı un
  • 2 yemek kaşığı margarin
  • tuz, karabiber
  • yarım su bardağı kaşar rendesi

Yapılışı: Yıkanmış brokolileri tuzlu kaynar suda bekletin. Öte yandan tencerede yağda unu kavurun. Sütü azar azar ekleyin. Beşamel sos kıvamına gelince tuz ve karabiberini ekleyin. Fırın kabına önce brokolileri yerleştirin, üstüne sosu dökün, 180 derecelik fırında bir 15 dk pişirin, fırından çıkarıp kaşar rendesini dökün tekrar fırına verin, üzerindeki kaşarlar kızarana kadar tutun. Sıcak olarak servis yapın.

23 Kasım 2006

AYVA TATLISI

Gezi yazılarına bir ara verme vakti geldi sanıyorum. Bu sayfada tatlı görmemeye alışkın değilsiniz biliyorum. Bende alışkın değilim zaten. Evvelsi akşam yapıp buzdolabına kaldırdığım ayva tatlısını dün akşam gelen Eltimlerle birlikte afiyetle yedik..
Bu tatlıyı Ayşe arkadaşımda yemiştim ve çok hoşuma gitmişti, tarifini alır almazda marketten ayvaları aldım. Yağsız olması çok güzel, şeker miktarı epey fazla ama yanında bol şekersiz çay ile çok güzel gidiyor. Tatlımı çayla birlikte aheste aheste yemeyi çok seviyoum:)

AYVA TATLISI

Malzemeler:

  • 3 orta büyüklükte ayva
  • 2 su bardağı şeker
  • 2.5 su bardağı su
  • 1 orta büyüklükte elma
  • 4-5 adet karanfil

Yapılışı:

Ayvaları soyup ikiye bölerek ortadaki sert kısmı çıkarın, çekirdeklerini ayırın. Ayvaların tabanlarını keserek düzeltin. Pilav tenceresi gibi derin ve geniş bir tencereye dizin. 1 bardak toz şekeri ayvaların üzerine döküp 1,5 bardak su ekleyin, ayvaların çekirdeklerinide suyun içerisine atın ve hafifçe haşlayın. Bu arada elmayi ve ayvaların tabanını keserek çıkarttığınız kısımları irice rendeleyip bir kasede içine yarim bardak seker ve yarım bardak su ekleyerek karıştırın. Haşlanmış ayvaların içlerini bu karışımla doldurup kalan yarım bardak şekeride ayvaların üzerine dökün ve yarim bardak daha su ekleyin, karanfilleri atın, serbeti koyulaşıp ayvalar yumuşayana kadar pişirin.Dibindeki şerbet koyulaşınca altını kapatın. Şerbet soğudukça jöle haline gelecektir, bu jöleyi kaşıkla alıp ayvaların üstüne paylaştırabilirsiniz. Soguyunca üzerine dileğinize göre kaymak yada kremşanti ile servis yapın.

Afiyet Olsun...

21 Kasım 2006

KASTAMONU

Safranbolu'da son bir fotoğraf çekip Kastamonu'ya doğru yola koyuluyoruz:) Dantel işlemeciliğine dikkat, Kastamonu'dada göreceğimiz üzere hanımlar el emeği göz nurundan vazgeçmemişler. Perdelerde,

Yastıklarda, Masalarda, Heryerde Güllü Dallı Danteller

Kastamonu'ya akşam 7ye doğru varıp doğru otellerimize dağılıyoruz. Öyle modern otellerde kalmayız illaki konaklarda saraylarda kalıcaz diye tutturunca Toprakçılar Konağı ile Osmanlı Sarayı'nı mekan tuttuk. Bizim kaldığımız Osmanlı Sarayı idi, Atatürk'te zamanında Kastamonu Ziyaretinde burda kalmış.
Akşam yemeği için Toprakçılar Konağına geçildi, Safranbolu'daki yemek fakirliğinden sonra Kastamonu'da yediklerimiz bize çok çok güzel geldi. Ekmek kebabı çok lezzetli, herşey çok taze idi.. Akşam fasıl eşliğinde yenen güzel bir yemekten ve Türk sanat müziği ziyafetinden sonra tekrar sarayımıza döndük:)

Bu arada cebimizde birşey kalmış Safranbolu yazısına eklenememiş:) Altın kutusunda Safran:) Ertesi sabah saray mutfağında yapılan güzel kahvaltının ardından gezi turumuza başlıyoruz. Safranbolu gibi Kastamonu'da tarihi eser bakımından çok zengin, Camiler, Medreseler, Külliyeler, Hamamlar, Konaklar.. Tek fark Safranbolu'da lokum burda helva var:) Ünlü Kastamonu Çekme Helvası:) Buyrun bir tanede siz almazmısınız. Tarihi eser fotoğraflarını eklemeyeceğim buraya, fotoğrafını değil kendisini görmeniz lazım..O ihtişamı fotoğraflar'ın anlatmaya dili yetmez..

Sevgili Berceste geziden önce bana haber vermese belki ilgimi bile çekmeyecek Kastamonu bağlama örtülerini daha bir dikkatle inceledim. Düğüm atılıp ardından tırnaklarla sıkıştırarak yapılan bu örtülerin dokumalarıda el tezgahlarında yapılıyor.. Bu güzelim örtülerden alıp yolumuza devam ediyoruz. Eşimin bir dükkanda iğdeler dikkatini çekiyor. Yediğimiz onca şey yetmezmiş gibi bunlardanda bir kese alıp yolumuza devam ediyoruz.. Bitti mi hayırrrrrrrrr:) Ama bu bloga bu kadar fotoğraf yeter.. Amasra'yı ve geziden diğer notları ayrı bir blogta anlatayım istedim.