14 Mart 2013

Çocukla gidilebilecek en güzel mekanlara devam: İSTANBUL OYUNCAK MÜZESİ

Bu müzeye gitmek uzun süredir aklımda idi. Yıllar var gitmeyi isteyeli ama bir türlü kısmet olmadı Avrupa yakasını mesken etmiş bir aile olarak bize...
Lakin biz artık yakamızı değiştirdik üç ay önce ve Anadolu yakalı olmaya terfi ettik :)
Böylece oyuncak müzesiyle aynı yakayı paylaşır olduk ve hadi dedim eşime gidelim. Kapalı havaları değerlendirmek için müzelerden daha güzel yerler düşünemiyorum çocuklarla birlikte.
Bir de avm ler var maalesef kapalı havalarda zaman geçirilen ama bizim hiç tercih etmediğimiz.
Tercih edildiğinde de çocuklar ve bebekler için üzülüyorum özellikle. Anne baba belki evin çocukların bir ihtiyacını tamamlamak için avm ye gidiyor ya da zaman geçirmek için ama olan çocuklar ve bebeklere oluyor. İnternet alışverişini bu noktada çok yoğun kullanıyoruz. Bebek bezi, giyim kuşam, ev eşyası gibi her ürünün online alışverişi mümkün. Bizim de elbet  avm ye gitmemizi gerektiren alışveriş ihtiyacımız oluyor ancak eğer eşimle birlikte karar vermemiz gereken bir alışveriş değilse bu evde eşim ya da ben kalıyoruz (genelde bu eşim oluyor). Diğerimiz(Ben) de hızla alışveriş işimizi halledip dönüyoru. Böylece işimiz hızlıca bitiyor çocuklar olmadığından, çocuklarda babayla/anneyle vakit geçirebiliyorlar.

ARM_0392

Gelelim biz oyuncak müzemize...
Maaile çok keyif alacağınız bir mekan burası. Evin beyi de burada kendinden çok şey bulacak evin hanımı da. Yaş olarak ise bence daha çok 50 yaş civarına hitap eden bir müze:) Çünkü müzeyi gezerken özellikle 50 yaş civarı neslin müzede kendilerinden daha çok şey bulduğunu farkettim. Bizim neslimiz(30 yaş civarı) de elbet bir şeyler bulacak ama 50 yaş insanları çok daha fazlasını buluyor. Ne de olsa müzeyi kuran ve oyuncakların büyük çoğunluğunu toplayan şair/yazar Sunay Akın'ın dönemi...
Sunay Akın bu müzeyi ailesine ait olan tarihi konakta 2005  yılında açmış.  Müzede şu an 4000'den fazla oyuncak sergileniyor ve artık konakta daha fazla oyuncak sergileyecek alan kalmamış. Bu sebepten müzenin en alt katındaki kafesinde bile oyuncaklar sergileniyor. Bu o kadar keyifli ki. Kahvenizi yudumlarken karşıdan Cin ali size göz kırpıyor...
Ah Cin Ali ne çok severdik seni... İlk okuduğum cümleler senin içinde saklı... Babamın gıcır gıcır eve getirdiği günü hiç unutmuyorum. Beraberinde Bıdık Ali kitabı ile birlikte. Bıdık Ali'yi de çok severdim:)

fotoğraf

Çocuklar ise zaten çocuk olduklarından ve burası bir oyuncak müzesi olduğundan her nesne ilgilerini çekecek:) Ancak onlara biraz anlatmanız lazım oyuncakların özelliğini...
Örneğin bu oyuncak kurmalı bir sisteme sahip. Kuruyorsunuz ve başlıyorlar hareket etmeye. O kadar çok çeşitte var ki bu oyuncaklardan. Her meslek mevcut... Çocuklar keşke bu mekanizmanın nasıl çalıştığını görebilseydi, çocuklar şaşırsalar bu işe...

ARM_0405

Oyuncaklar yok sadece kalıpları da var bu müzede...

ARM_0389

Bu kalıbın ise oyuncakla hiç ilgisi yok ama oyuncak kadar mutlu eden bir şeye ait... Horoz şekerlerinin kalıpları... Deve ve tren şeklinde şekerler de varmış, ben bilmiyordum:)

ARM_0388

Yine oyuncak dışında bir örnek.
Bu sırayı hatırlayan var mı? Ben hayal meyal hatırlıyorum, oturdum ben de bu tarz sıralarda sanki...

ARM_0497


Çocukluğumdan net hatırladığım şey ise trenlerdi... Memlekete trenle giderdik. Babannemin köy sütünden yaptığı sütlaçla karşılanırdık.

Müzede bir oda tren kompartımanı olarak yapılmış... Herşey vardı o eski yataklı kompartımanlara ait...
İpek ile Can çok sevdiler burayı...
Trencilik oyunu oynadık...
Camdan dışarıyı seyrettik ama karşımızda oyuncaklar vardı yine... Envai çeşit trenler...

ARM_0443

İpek minyatür bebekleri camekanda görünce onları almak için epey uğraştı:)

ARM_0469

Can'ın favorisi ise Redkit ve Dalton kardeşlerdi... 1950 yapımıymış. Ve kaç kuşağın sevgilisi... Üç nesil sevdi büyüdü Redkit ile...

ARM_0409

Müzede oyuncak diyemeyeceğim ancak bir sanat eseri olabilecek minyatür yapıtlar vardı. Almanlar bu işi epey abartmışlar. Bu oyuncakla oynama şansına erişen çocuk var mıdır? Ancak kraliyet ailesinin çocukları olabilir sanırım. Bu tarz eserler o kadar çoktu ki... Olmayan dükkan çeşidi yoktu. Ben arasından pastacı dükkanını seçtim sizin için:)

ARM_0486

Burası da hobi odası. Tahtadan oyuncaklar satılıyor. Alıp boyayabiliyorsunuz oracıkta da...ARM_0490ARM_0494

Müzede yapabileceğiniz tek etkinlik ahşap boyama ile sınırlı değil. Birçok etkinlik düşünülmüş. Tiyatrolar, el becerisi atölyeleri ve daha neler neler...


ARM_0489


Müze Göztepe'de olup pazartesi hariç her gün haftaiçi 09:30-18:00 arası haftasonu ise 09:30-19:00 arası açık...
Oyuncak müzesi hakkında daha fazla bilgi için tık tık...

Mesela bu haftasonu hava soğuk yağışlı ve de kapalı. Yani müzeye gitmek için mükemmel bir zamanlama :)
Müzeden çok fazla fotoğraf eklemek istemedim. Gidip kendiniz görün, şaşırın mutlu olun diye...

Müzenin tanıtımında yazılan çok güzel bir cümle ile bitirmek istiyorum müze yazımı...

İstanbul Oyuncak Müzesinin kapısından içeri girerken bir elinizden çocuğunuz, ayrılırken ise diğer elinizden çocukluğunuz tutacak.

8 Mart 2013

Çocukla gidilebilecek en güzel mekanlardan biri: Darıca Hayvanat Bahçesi

Çocuklarla gidip tüm gününüzü keyifle açık havada geçirmenizi sağlayan mekandır Hayvanat Bahçeleri...
Bu konuda en iyi ülkelerden biri Almanya sanırım. Her şehri birbirinden güzel hayvanat& botanik bahçelerine sahip...
Karlsruhe'yi çok güzel bir havada gezdiğimiz olmasından sebep aklımda ayrı bir yere sahip...
Botanik Parkın içinde canlı klasik müzik dinletisi olması da ayrı bir etki nedeni olabilir tabi... Ortasından geçen kanalda yüzen kayıklar, masalsı bir hava...


Bizim ülkemizde maalesef bu durum pek öyle değil.
Bırakın diğer şehirlerimizi büyükşehirlerimizde dahi yok eli yüzü düzgün hayvanat bahçeleri... Botanik bahçeleri var ancak hayvanat bahçesi yok.
Çok daha zor bir iş bu kesin...

ARM_0158

Ankara'daki hayvanat bahçesini göreli yıllar oldu ama aklımda o vakit bile pek iyi kalmamış. Daha görmemiştim Avrupa hayvanat bahçelerini o zaman daha...

Neyseki birileri düşünmüş artık bu meseleyi...
Avrupa'daki hayvanat bahçeleri ayarında olan Türkiye'nin tek hayvanat bahçesi Darıca Faruk Yalçın Hayvanat Bahçesi sanırım. Biz de yıllık üye olduk bu bahçeye geçtiğimiz hafta.
Aynı zamanda botanik parkı olan bu mekana son iki hafta içinde iki kez gittik bile. Bahar mevsimi geçmeden de sıkça gideceğiz sanırım. Yazın sıcakta gezmesi bir hayli zor oluyor tepenizde güneş varken çünkü... Ayrıca mekan o kadar büyük ki tamamını tek seferde gezmeniz zor. Bir kez aşağıya inip de çocuk parkına ulaşınca çocukları oradan çekmek zor:)
Biz de üye olup her gelişimizde farklı bir yoldan aşağıya ulaşmayı düşündük. Böylece tamamını gezmeyi başarabileceğiz :)

IMG_0843

Buraya Can küçükken gelmiştik ilk kez ve hiç ilgi göstermemişti hayvanlara o vakit... Hala ilgisi pek yok. Şimdilerde ise onu hayvanat bahçesinde cezbeden başka şeyler var...
Parkın içine bir de çocuk eğlence parkı yapılmış. Motorlu arabaları geçtim sıradan bir çocuk parkı bölümünü bile jetonlu hale getirmişler o tuhaf olmuş... Neyse olsun da artık dedik... Can çünkü bayıldı bu kısma...

Can pek ilgi göstermezken hayvanlara İpek müthiş ilgi gösteriyor. Oturduğumuz sitenin azılı köpekleri dahil hepsine koşarak yüzünde kocaman bir gülümsemeyle gidiyor olması ve kendi ebadında ki kedileri dahi kucaklamaya çalışmasıyla anladık bunu ilk :) Bana sürekli içinde hayvanlar olan kitaplarını getiriyor okumam için, seslerini çıkarmam için...
Hayvanat bahçesini keyifle geziyor bu sebepten...

Farklı ülkelerde birçok hayvanat bahçesi gezdik ama Darıca H.B de daha önce başka yerde görmediğim sahnelere de şahit oldum. En başta kesesinde yavrusuyla beraber gezen kangurular.... Daha önce görmemiştim kesesinde yavru taşıyan bir kanguru. İlk kez Darıca H.B de gördüm.

DSC03021

Kangurular hakkında bir bilgi: Kangurular geri geri yürüyemiyorlarmış ve karnında bir yavru taşırken diğerine hamile olabilen tek hayvan türüymüş.

Ve size bir kaç şaşırtıcı bilgi daha vermek istiyorum.

Zürafalar günde sadece 20 dakika uyuyorlarmış. Sadece 20 dk !

IMG_0840

Dünyada insan başına düşen karınca sayısı bir milyonmuş.

Parkta bazı hayvanların isimlerini ve hatta doğum tarihlerini bile öğrenmek mümkün.

Parkta tahmini doğum tarihi 1920 olan kaplumbağa dede ile tanıştık mesela

Yumoş ve Yumuk ayı çifti ile de tanışmayı ihmal etmedik.
ARM_0243

Park içine sizi şaşırtacak sorular serpiştirilmiş. Son gidişlerimizde üzerleri branda kaplıydı hava şartlarından koruma amaçlı. Yakında açılır onlar sanırım. Bu soru soran ve arkasını çevirdiğinizde cevabı öğrendiğiniz ahşap düzenekleri seviyorum.

Çocuk parkı bölümüne gelelim.

Bu bölgede çocuğunuzu midilli ata bindirebiliyorsunuz.

ARM_0174

Can severek bindi ama İpek korktu nedense :)

ARM_0198

Parkta özellikle erkek çocuklarının ilgisini çekecek çarpışan arabalar, motorlu go-kart da var.

Can bayılıyor bu arabalara...

ARM_0185

Ve Leylekler

her yerde çıkabilir karşınıza... Birlikte fotoğraf bile çektirebilirsiniz onları çok rahatsız etmeden. Biz öyle yaptık, bu sene bol bol gezebilelim diye :)

IMG_0806

Nedense uçamıyorlar :(


Darıca H.B ye daha önce gitmediyseniz, gitmenizi şiddetle öneririm güzel ilkbaharı fırsat bilip. Bu parkı gezmek için en uygun zaman ilkbahar çünkü... Daha önce gidenler bile tekrar tekrar gidebilir, bizim yaptığımız gibi üye olmayı tercih edebilirler...
Park haftasonları özellikle gelen okullarla epey kalabalık olabiliyor.
Bu sebepten sabah erken saatte gitmeyi tercih edebilirsiniz. Sabah 09:00 da açılıyor, akşam 16:45 de kapanıyor, her gün açık.

web sitesinden daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.
http://www.farukyalcinzoo.com


Not: Fotoğraflar daha önceki yıllar yaptığımız ziyaretlerimizden de fotolar içermektedir.

5 Mart 2013

KIŞ BİTERKEN...

Kışı sessiz sedasız uğurladık...
Çok da kendini göstermeden bize küskün belki de aramızdan ayrılıp gitti o da...
Bıktığımızı düşündü muhtemelen ondan...
Oysaki getirdiği karlarla ne çok eğlence kattı hayatımıza bilir mi ki...
 
Kar iki kez uğradı İstanbul'a bu kış...
Biz çok keyif aldık iki uğrayışından da...
Uğrayışları arasında çok vakit geçmedi. Dolu dolu keyifle yaşadık o dönemleri
Keyifle seyrettik...

4-ARM_0117

Seyretmek yetmedi
Kardan kovboy yaptık :)
Onu da seyrettik uzun uzun, karlar eridi o dayandı, bekledi bizi...
Ama o da zamanı dolunca gitti..
Ondan geriye bir şapka, bir atkı, portakal kabuğundan ağzı, zeytin gözleri ve düğmeleri, pırasadan kolu ve havuç burnu kaldı...
1-ARM_0099

Ancak bize yetmedi bu iki kar ziyareti...
Biz de yolumuzu bulup Kartepe'ye İzmit'e yol aldık.
Yazın gittiğimiz mekanı kışın görmemek olmazdı...
Arabanın bagajında bu kez kızağımız vardı...

1-DSC04800

Ama bir kızak kime yeter, kim bekler sırasını :)
Beklenmez ve herkes mutlu olur :)
image

Sen gittin
Bir elveda bile demeden bize kış,
Son kez bir kar ziyafeti daha yaşatsaydın keşke...
Ama canın sağolsun bekleriz yolunu biz aylar boyunca da olsa...

21 Şubat 2013

TARİHİN İÇİNDEN GEÇMİŞ BİR ŞEHİR: BURSA

Şirinanne'den bir yorum geldi. Bırak artık yemek tarifleri yazmayı da gezmelerinizi anlat artık diye:)
Ben de ona hak verdim. Artık elimdeki telefon ile fotoğraf çekip  blog yazmayı bırakıp bilgisayarı açtım. Yaptığımız gezinin fotoğraflarını düzenleyip yazmayı başardım sanıyorum.

Biz kış geldi taşındık mekan değiştirdik diye gezmeye ara vermiyoruz tabi. İşte ilk gezimiz: BURSA


Bursa'yı ve özellikle ilçelerini çok severim. Eski olan mekanları seviyorum sanırım. Eski olmak yetmiyor, eskiliği koruyabilmek orijinal kalabilmek de önemli. Bursa bu konuda birçok şehrimize göre iyi durumda...

Böylece biz de havanın soğumuş olmasını da göz ardı ederek gittik Bursa'ya çoluk çocuk üstelik günübirlik... Yine bizim gibi çoluk çocuk gezmeyi seven arkadaş çiftimizle...

Bu kadar kısa sürede neler yapabiliriz diye araştırınca birçok öneri geldi ancak biraz da akışına bırakarak yol aldık. İyi ki de öyle yapmışız.
Aşıklar kahvesi ve kurdelecilerde bu kadar vakit geçireceğimizi nereden bilebilirdik.


İDO nun arabalı deniz otobüsü seferleriyle öğle olmadan vardık Bursa'ya... Bu saatlerde dahi hanlar işlek sayılabilirdi. Bu tarihi çarşıları& hanları seviyorum.
ARM_9436


Hemen bitişikteki İpek Han'a girdik. Buradaki kurdeleler biz iki hanımı fazlasıyla cezbetti. Pişmanım oradan etamin iplikleri ve kaneviçe kasnakları da almadığıma. Bu bahaneyle bir kez daha Bursa'ya gitmek şart :)
ARM_9443 ARM_9437

Buradan geze geze Kozahan'a vardık.

DSC04646


Bursa Kozahan o kadar sakin huzurlu güzel bir yer ki....
İster sahlep ister türk kahvesi için, biz ısınmak için sahlebi tercih ettik.

ARM_9498ARM_9489

yanına da simit olabilir...

ARM_9493


Bir başka durağımız cami idi.

ARM_9516


Şadırvanı da içinde olan tek camiymiş diye duyduk.

ARM_9505


Yemek konusuna gelince tabi ki İskender :)

ARM_9543

Ama hangisinde? Gelmişken en eskisi en köklüsü olsun diğerlerini zaten İstanbul'da da yiyebiliyoruz diye Yavuz İskender olsun dedik. Kozahan'a da çok şık bir şube açmışlar. Gerçek İskender odun kömüründe ağır ağır pişiyor ve sadece öğlenleri servis ediliyor.
Bakınız aşağıdaki fotoğrafta sağda ki közler odun közleri. Sıradan İskenderciler kolayını bulmuşlar elektrikli olanları var. Onlarla yapılıyor İskender. Ama bu işi eski usule uygun devam ettirenler odun ateşinden vazgeçmiyorlar. Lakin kötü tarafı bu nezih yerlerde iskenderi sadece öğle vakti yiyebiliyor oluşunuz. Hani ikindi vakti gidiym de bir halis İskender yiyeyim yok yani... İskender öğlen vakti yapılıyor yeniyor bitiyor.

Bursa'da sokaklar hanlar arasında dolaşırken kendiliğinden bir sokağın devamında karşıladı bizi Aşıklar Kahvehanesi... Ve uzun bir süre de bırakmadı. Bakınız içerde oturmuş kucağında uyuyan İpek ile ben... Yanımda da Japon bir bayan oturuyor.

ARM_9562

Çok farklı bir yer... Her şey süsten püsten uzak öz mü öz, esaslı mı esaslı, adının hakkını veren bir yer aşıklar kahvehanesi. İçerde türküler söyleniyor. Ney üfleniyor, sazlar çalınıyor. Para için değil. Müzik icra edenlerin dışında zaten o kadar az sandalye var ki. Kozahan'dan bile daha uygun fiyata sahlep içiyorsunuz, nefis mi nefis... Ticaret buraya uğramamış...

Bir türküye gözyaşlarıyla eşlik etmeyeli çok uzun zaman olmuş... Aşıklar kahvehanesi bizi mest etti, derbeder etti. Hiç garipsemeden bizi ağırladılar, sanki hiç yokmuşuz gibi orada. Ne keyif aldık biz de orada olmaktan...
Elleri dert görmesin çalanların, üfleyenlerin söyleyenlerin nefesine sağlık...
Bursa'da bir kez daha gelmek şart oldu bu mekanla birlikte...
ARM_9558

20 Şubat 2013

Keten tohumlu ve ayçekirdekli yumuşak buğday ekmeği

Başlık uzun oldu biraz sanırım:) Ama ekmeğimin tam adı bu.
Artık bloğumu kendime arşiv haline getirmeye çalışıyorum. Ekmek tarifleri kitapçığımı kaybettikten sonra uzun süre ekmek yapamadım çünkü. Kitapçığı internetten bulup yazdırdık ve tariflerime yeniden kavuştum neyse ki.
Evde ekmek yapmayı seviyorum. Hani bazı ev aletleri alınır ve bir dolap köşesinde aylarca ve hatta yıllarca kullanılmayı bekler. Ekmek makinesi benim için asla böyle olmadı. Ekmek yapmaktan sıkıldığım dönemde kek makinesi oldu bana. Bol bol kekini yedik. Şimdilerde ise yine ekmek makinesi olarak görevine devam ediyor.
Son zamanlarda ekmeklerimin değişmez eşlikçileri ise keten tohumu ve ayçekirdekleri. Çocuklar da biz de seviyoruz. İşte tarifimiz...
900 gr lık ekmek için
Malzemeler:
1 su bardağı su
1/2 su bardağı süt
2 çay kaşığı tuz
2 yemek kaşığı şeker
2 yemek kaşığı zeytinyağı
3 su bardağı beyaz un
1 su bardağı kepekli un
1,5 çay kaşığı instant maya
2 dolu yemek kaşığı keten tohumu
2 dolu yemek kaşığı ayçiçek çekirdeği içi


Yapılışı:
Ekmek makinesi olanlar malzemeleri sırayla hazneye koyup beyaz ekmek modunda çalıştırsınlar. Makinesiz yapmak isterseniz de malzemelerle hamurunuzu yoğurup sıcak bir ortamda mayalanmaya bırakın. 180 dereceli fırında pişirin.

Yumuşacık bir ekmek oluyor.





18 Şubat 2013

Evde Nane Yapımı

Evinizde nane yetiştirmek ister misiniz?

Bu iş çok kolay ilk iş pazardan bir demet nane alıyorsunuz. Yapraklarını ayırıp sadece saplarını bırakıyorsunuz. Bu sapları saksınıza ekiyorsunuz. Kalan yaprakları da kendinize bir güzel çay demliyorsunuz. Bol şekerli tüketmenizi tavsiye ederim. Strasbourg da Faslıların işlettiği kafede böyle ikram ediliyordu ve masadaki herkes nane çayı içiyordu. Nanelerinizin tez zamanda çıkması dileğiyle son iki not iletiyorum. Toprağınızın havalı bir toprak olmasına dikkat edin. İlk dikim sonrası can suyunuzu vermeyi ihmal etmeyin.









11 Şubat 2013

İNCİRLİ KURABİYE

Üzümlü kurabiyeyi sevince aynı tarifin incirli versiyonunu yaptım. Meğerse ben bir incirli kurabiye canavarıymışım.

Kendime arşiv olsun, incirli kurabiye yapmak isteyenlere de rehber olsun...



Malzemeler:
200 gr un(1+3/5 su bardağı)
1,5 çay kaşığı mahlep
1 çay kaşığı kabartma tozu
1 çay kaşığı karbonat
60 gr sıvıyağ( yarım su bardağı kadar)
60 gr toz şeker( 1/4 su bardağı)
1 su bardağı doğranmış kuru incir
1 adet yumurta

Yapılışı:
Fırınınızı 180 dereceye ısıtın. Bütün malzemelerle hamurunuzu yoğurun. İri ceviz büyüklüğünde koparıp yuvarlayarak tepsiye yerleştirin. Fırında rengi pembeleşene kadar 15-20 dakika pişirin.

Afiyet olsun.




ÜZÜMLÜ KURABİYE

Çok sevdim ben bu tarifi
Yapımı şipşak
Fırından yeni çıkmış hali mest olmanızın garantisi
Az ölçü, hemencecik tükeniveriyor...

Kendime arşiv olsun, üzümlü kurabiye yapmak isteyenlere de rehber olsun...

Tarif sana yağın kitapçığından
Ama ben margarin yerine ayçiçek yağı kullanarak yaptım.

Malzemeler:
200 gr un(1+3/5 su bardağı)
1,5 çay kaşığı mahlep
1 çay kaşığı kabartma tozu
1 çay kaşığı karbonat
60 gr sıvıyağ( yarım su bardağı kadar)
60 gr toz şeker( 1/4 su bardağı)
135 gr kuru üzüm (3/4 su bardağı)
1 adet yumurta

Yapılışı:
Fırınınızı 180 dereceye ısıtın. Bütün malzemelerle hamurunuzu yoğurun. İri ceviz büyüklüğünde koparıp yuvarlayarak tepsiye yerleştirin. Fırında rengi pembeleşene kadar 15-20 dakika pişirin.

Afiyet olsun.



2 Şubat 2013

Yogurtlu İrmik Tatlisi

Yaz tatilinde gittigimiz tatil köyünde bol bol cikiyordu bu tatli ve icindeki hashas tohumlariyla cok hosumuza gitmisti.
Tarifim esasi Nezos teyzemizden
Ben farklilik olarak siyah hashas ve limon kabugu ekledim.


Malzemeler:

2 yumurta
1 su bardagi irmik
1 su bardagi un
1 su bardagi seker
1 su bardagi yogurt
1 paket kabartma tozu
2 paket vanilya
3 yemek kasigi hashas tohumu
1 limon kabugu( rendelenmis)

Serbeti:
3 su bardagi seker
4 su bardagi su

Yapilisi: Yumurta ve sekeri cirpin. Diger malzemeleri ekleyip karistirin. Bir borcama ya da tepsiye yayip 180 C lik isitilmis firinda pisirin. Serbeti de kaynatip kek ve serbet ilikken kekin uzerine dokun.

Serbeti cekince uzerini hindistan cevizi ile susleyerek servis yapabilirsiniz.

Afiyet olsun.





KIRPIK BÖREK

Evdeki yufkayi tazeyken kullanmazsaniz butunlugu kaybolur, elinize alip ta tepsiye duzgun yek parca halinde yerlestiremez olursunuz. İste bu tarif o yufkalari yeniden genclik gunlerine kavusturacak.
Lezzet sahane. Ben artik yufkalarimi ozellikle bayatlaya birakacagim sanirim:)

Malzemeler:
5 adet yufka
3 yumurta
1 su bardagi yogurt(buyuk bardak = 1 cup kadar= 237 ml)
1 su bardagi sut( buyuk bardak = 1 cup kadar= 237 ml)
1 su bardagi siviyag
1,5 paket kabartma tozu
400 gr beyaz peynir(ezilmis)

Yapilisi:
Yufkalari avuc icibuyuklugu kadar ufak parcalara ayirin.
Diger tarafta kalan tum malzemeleri buyukce bir kabin icinde karistirin. Yufkalari bu karisima atip elinizle harmanlayin. Tepsiye koyup duzlestirin. 180 C dereceli firinda uzeri guzelce kizarana kadar pisirin.

Dilimleyerek servis yapin.

Afiyet olsun

23 Ocak 2013

Uzuuuuun bir aradan sonra

Bazen olmayınca olmuyor,
Ikı satır yazmak mumkun olmuyor...
Ustelik artık tam zamanlı ev mesaisi yapmama ragmen


Ben artik bir ev hanimiyim. Artik hayalimdeki bahceli evin mutfaginda okuldan gelen oglumu evi saran kurabiye kokusuyla karsilayabiliyorum. Cocuklarla hep beraber bahceye cikip kurabiyeleri yiyip diledigimiz kadar vakit gecirebiliyoruz.

2012 ye girerken hic bu denli radikal kararlar alabilecegimi ve hayatimizi bu kadar rahat hayalimizdeki haline kavusturabilecegimizi dusunmezdim.

Tek yapmam gereken isimi birakmak oldu. Esim isyerine 3 dk da gidebiliyordu artik boylece. Saatlerini yolda gecirmesi gerekmiyordu.
Hayali gerceklestirmek icin tek adim: isimi birakmak

Hayalimizdeki hayata kavusturacak bu adimi atmam zor olmadi bu sebepten...
Ailenin toplam refahi icin bir kisinin fedakarlik yapmasi gerekiyordu...

Yeni evimize yakin is aramak da istemedim. İpek bir krese gidebilecek yasa gelene kadar baska bakici deneyimi yasamayalim istedim. Can okuma yazmaya annesi yaninda baslasin istedim.
Ve hersey hizla oldu...

Avrupa yakasindan vazgecemem, anadolu yakasinda oturamam derken palavra atiyormusum. Anadolu yakasinda yasanirmis esas:)
Bahce olunca sadece yazin degil kisinda tadi baska oluyormus.

2013 gelmeden daha bize bu degisimi getirdi. Bakalim yil bitmeden baska ne degisim ruzgarlari yasatacak bize daha...