3 Nisan 2011

HOŞGELESİN ARAS PARTİSİ

Her haftasonumuz böyle geçsin diyerek kapattım gözlerimi Pazar akşamı… Yorgunluk olmalıydı oysa ki yoktu, güzel geçen haftasonunun, dostları, onların mutluluklarını görmenin, Ormanın verdiği enerji vardı içimde halen… Cumartesi sabahı Can’ın yeni bir arkadaşına daha, Aras’a hoş gelesin demek için hazırlık ve yolculuk vardı. Güneşli güzel bir hava... Maviler beyazlar vardı hep…

IMG_2748IMG_2727IMG_2745 IMG_2720IMG_2700 IMG_2742

Ev sahibesi, hamiş Müge’miz hiç ama hiç boş durmamıştı… Aç mideler bu tuzlu çöreklerle kaçamak yaptı… Kıyır kıyır…

IMG_2815

Aras’ın izleri vardı her yerde... Terin’de;

IMG_2828

Kurabiye ağacında…

IMG_2754IMG_2724

Annemiz çok çalışmıştı, istek üzerine patates kızartması ve karışık kızartma bile sofradaydı…

IMG_2739IMG_2786

Ve arkalara saklanmış limonata… Bardak bardak içilen, nanenin ve limonun ferahlığı bir arada…

IMG_2818

Aras’ın annesi bu kadar çalışmışken teyzeleri neler yapmıştı? Tuzlu köşesinde; Münevver Teyzesinden el açması pırasalı Arnavut Böreği…

IMG_2788

Selen Teyzesinden sürpriz salata

IMG_2810

Fadime Teyzesinden Zeytinyağlı Sarmalar

IMG_2750

Pınar Teyzesinden Kısır

IMG_2814

Tatlı köşesinde; Neslihan Teyzesinden Limonlu Bar…

IMG_2763

Ayşem Teyzesinden Krem Karamel

IMG_2793IMG_2782

Yasemin Teyzesinden de pastası vardı...

IMG_2716 IMG_2832

Sofra güzel, lezzetler birbirinden şahane, sohbet güzel, harika bir gün geçer…

IMG_2783IMG_2800

Bekliyoruz seni Aras Paşa, sağlıkla huzurla gel mutlu yuvana, partilerin gibi şenlikli güzel bir ömrün olsun:) Bir sonraki buluşma kimde olacaktır ve konsept ne olacaktır acaba??? Merakla beklemedeyiz:) Çok değil 2 ay sonra sadece...

17 Mart 2011

BAHARIN GETİRDİĞİ...

Kimden 17 Mar 2011

Siz de benim gibi hissediyor musunuz?Dışarıda ki güneş sizin içinizde de açıyor mu? Işıklar içinizden fışkıracak gibi olup yerinizde duramıyor bir halde misiniz?Ağaçların dalındaki tomurcuklar nasıl içten içe patlamaya hazırlanıyorsa sizde de benzer haller mi mevcut, durduğunuz yerde duramıyor musunuz?
Sebepsiz yere içinizi bir mutluluk bir heyecan kaplıyor mu? Sanki gelecek günler hep güzelliklere mutluluklara gebeymiş gibi…

Ah şair divane ettin beni ilkbahar…
Dayanamadım…
3-5 satır yazmadan edemedim…
Ofis ortamı insanı olup yerimden kopamıyor olsam da bende senin bir parçanım, sen de benim bir parçam…
Aynıyız aslında benim içimde sen varsın, senin içinde de ben…
Hoş geldin nihayetinde
Hoş geldin İlkbahar…
Hoş geldin…
Kimden 17 Mar 2011

16 Mart 2011

FLIMS-LAAX KAYAK MEKANI...

İsviçre tatilinin tam ortasına, kalbine oturmuş bir geziydi Flims-Laax diyarına gidişimiz, kalışımız... Gidiş yolunda bize pırıl pırıl bir güneş eşlik ediyordu, hava soğuyordu, ama güneş kendini gösteriyordu sonuna kadar. Dönüş yolunda ise hakimiyeti kar almıştı, heryeri kar kaplamış, zaman zaman tipiyle birlikte gözgözü görmez olmuştu. İsviçre bizi İlkbahar ile karşılamış, kışıyla uğurlamıştı...

İsviçre'ye vardığımız günün ertesi hava sıcaklığını bir dağın tepesindeyken üstelik, araba 6.5 C olarak gösteriyordu.
IMG_7100_resize

Tatilin ortasında 0 dereceyi gördük.
IMG_7896

Tatilin sonlarına doğru ise oteldeki hava durumu tablosunun gösterdiği sıcaklık -11 C ler idi...
DSC04572_resize

4 yıl önce aynı vakitler gidişimizde 10 gün boyunca tek bir kar tanesi görememiştik. Bu tatilde ise bütün güzelliğiyle yaşadık karın mutluluğunu, getirdiklerini...

Heidi'nin evinden çıkıp yeni diyarımıza yola koyulup Flims'de otele vardığımızda gün akşam olmak üzereydi. Yeni odamızın her köşesi İsviçre'nin yöresel izleriyle doluydu. Ahşap ağaç döşeme, objeler, resimler...
IMG_7657_resizeIMG_7644_resize

Beklemediğimiz güzel sürpriz ise odamızın içinde resmen bir mutfak olduğuydu. Ocağı, tenceresi tavası, likör kadehlerine kadar tüm mutfak malzemeleriyle tam bir mutfaktı işte... Yemeği dışarda yeriz diye düşünürken bu mutfak planları değiştirdi. Marketten hazır çorba ve pizza alındı. Meyveler ve tatlılar ile soframız hazırdı. Ertesi akşam yapıp kupalarda içtiğimiz domates çorbasının tadını eşimle hiç unutmayacağız... Üşüyüp de kavuşulan çorbanın lezzeti bambaşkaydı bize göre...
DSC04558

Ertesi gün Can ile benim için bol kızak eşim içinse bol snowboard keyfi ile geçti. Yorgunduk günün sonunda hem de çoook yorgun... Eşim yastıktan boynunu kaldırırken bile eli ile destek olmak zorundaydı:)

Kızak kaymanın dışında Can ile birlikte bu mekan civarında dolaşan shuttle otobüslere binip bir tur gerçekleştirdik. Doğanın kar ile buluşmasının en güzel haline şahit olduğumuz bir gezi oldu. Çok güzel mekandı Laax... Hafızama en güzel haliyle kazındı...

İsviçreliler karla birlikte yaşamaya çok alışkınlar. Her evin önünde gördüğümüz kar küreği ve süpürge bunun bir göstergesiydi, her an hazır bekliyorlardı kapı önlerinde...
IMG_7843_resize

Bir diğer bekleyen ise kar kızaklarıydı... Burada her evin bir hatta birden fazla kar kızağı vardı. Biz de Türkiye'de kar kızağı sahibi ender ailelerden biriydik sanırım:) Ayrı bir çantada gitti geldi İsviçre diyarlarına. Tchibo sağolsun kar kızağı sahibi yaptı bizi.

IMG_7717

3. gün Otel yakınındaki Ormana ve Flims gölüne maaile bir yürüyüş düzenledik. Hafızaya kazınan bir başka mekan oldu... Kısmet olur mu Flims gölüne bir kez de yazın gidip göle yüzmeye girmek hatta... Hayali güzel, diledim gitti bile... Bu çeşmenin sularına el sürmek, kana kana içmek istiyorum... Bu bankta oturup kitap okumak huzurla...
IMG_7708_2_resizeIMG_7716_resize
IMG_7685

Bu yazıya biraz da çocuklu yurtdışı gezisi nasıldı diye bahsetmek istiyorum. Düşününlere bir fikir olur, bana gelen sorulara da cevap olur diyerek...
Can ile birlikte 3. yurtdışı gezimiz oldu bu. Hiçbirinde tur kullanmadık. Bütün organizasyon şahsıma aittir:) Eğer bizim gibi şehir şehir köy köy gezmek istiyorsanız araba kiralamak şart, sadece büyük şehirlerden birinde vakit geçirecekseniz toplu taşıma daha uygun olur.
İlk gidişimizde Can 1.5 yaşındaydı ve en zorlandığımız gezi olmuştu sanırım. Uzun yolculuklarda arabada koltuğunda durmak istememişti haklı olarak. Venedik'te 4 saat geçirdikten sonra deli gibi mekandan kaçışımıza halen hatırladıkça güleriz eşimle... Çocuk arabasından bunalan, su kanallarına doğru yürüyen/koşan bir Can ve kenarlarında hiç bir korunak bariyer olmayan su kanalları... Çocuk arabasını her köprü üstünden sürekli elimizde taşıyor oluşumuz ise ayrı hikayeydi. Ertesi gün tekrar gitmeye cesaretimiz olmamıştı o yüzden. Rialto Köprüsünü göremeden dönüşümüz içimde derttir:) Venedik'e tekrar gitmek o havayı tekrar solumak, keyfine varmak kısmet olsun... Çocuklu ailelere de tavsiyem Venedik'i gezilerinde 3 yaş sonrasına bırakmaları:)

Bu son gezi aralarında en rahat geçirdiğimiz gezi oldu sanırım. Sözden anlayan bir çocuk vardı artık yanımızda, sadece yürümeyi sevmeyen sürekli yol işaretlerinin levhalarının ne anlama geldiğini soran bir bıcırdı :) Sorular sorular ve yine sorular dönemindeyiz haliyle...

Uçak yolcuğunda en ufak problem yaşamadık. Kendi uçağı ile oynadı o da... Kitap okuduk bir ara.
O sıkıldıkça her seferinde yeni bir oyuncak çıkardım. 2-3 oyuncak bütün yolculuk boyunca yetti. Uçağın penceresi, düğmeleri, yemek tablaları da zaman zaman oyun oldu ona..

DSC04360

Fotoğraf çekti bir ara, oyuncaklarını çekti, bizleri çekti, kendini çekti:)
DSC04727

Yürümediğinden ve çocuk arabasını bu kez yanımıza almadığımızdan kucakta ve omuzda tamamladı çoğu gezisini...
IMG_7038

Alışveriş merkezleri sevdiği mekanlardı. Çocukların eğleneceği yerler her yerde düşünülmüş...
IMG_0386

Öğle uykularını ise hep arabada yaptı...
IMG_7454

Döndüğümüzde yine gidelim İsviçre'ye dediği bir gezi oldu. 10 gün nasıl geçti hiçbirimiz anlamadık... Güzel olan her tatil kısa sürer kuralını bir kez olsun değiştiremez miyiz?

İsviçre gezisini son bir yazı ile bitirip Abant-Gölcük ve sonrasında Yalova Kaplıca gezimize geçmek istiyorum...
Yeni kavuştuğum ekmek makinesi ile yaptığım çeşit çeşit ekmeklerden bahsetmek istiyorum....
Kefir maceramızdan bahsetmek sonra...
Dekorasyon işlerini de araya katmak ayrıca...
Ve daha başka şeyler var sırasını bekleyen burada yayınlanmak için, başka şeyler araya girmeden.
Biz Yunanistan'a gitmeden mesela:)
Neden bu aralar sık sık gezdiğimizden de bahsetmek istiyorum ayrıca, her şey sırasıyla bir gayretle geliversin kısmetse bu sayfalara...

REN NEHRİNİN DOĞDUĞU KENTE GİDİŞ & 2.EL EŞYA DÜKKANINI ZİYARET

Son bir yazı ile Masal Ülkesine veda edebilirim artık...

10 gün nasıl geçti...
Dönüş vaktiymiş yarın, oysa ki biz daha yeni gelmiştik. Daha dündü sanki ilk varışımız, kırmızı arabamızı ilk teslim alışımız.

Dönüşümüzün üzerinden 2 ay geçti. Ve hala dün gibi gidiş, orada geçen vakitler, hafızamda ayna berraklığında görüntüler, hareketler...

Dönüşten önceki gün çok değerli bizim için. Ertesi günün sabahı oyalanmadan havalanına yol almamız gerekiyor çünkü, hızlı bir market alışverişine yetecek kadar vakit var arada ancak.

Dönüşten önceki günü layığınca değerlendirip Ren nehrinin doğduğu noktaya, kente gidiyoruz. Çok vaktimizi de almıyor bu üstelik. Kentin içinden dolaşıp da tepeye kalesine çıktığımızda kentimizin güzelliği orjinalliği çarpıyor bizi... İnce bir kar kaplamış kenti...
IMG_8341

Meydanı ise renkli boyalı evleriyle canlı mı canlı...

IMG_8186
IMG_8185

Her dilde ziyaretçilerini selamlayan kent Türkçe'de biraz dil sürçmesi yaşıyor sanki...

IMG_8176

Bir kedicik bekliyor çeşme başında...
IMG_8222

Bu döneme özel marketlerde pastanelerde yer alan bir çörek, sanırım bir kutlamanın çöreğiydi, yağda kızarmış incecik yufka üzerinde pudra şekeri ile basit belki ama bir o kadar lezzetli, çocukluğumuzdan tanıdık bir tat sanki. Bu çöreğin ismini bilen yazabilir mi?
IMG_8174

Ve Zopf... Marketten her ayrılışımızda sepetimizde olan ekmek-çörek, ilk kez geçtiğimiz yaz bir pazar sabahı uyandığımızda evin her katına yayılmış kokusuyla ve kahvaltı sofrasında lezzetiyle bizi çarpmış büyülemişti, o gün bugündür unutamadığımız lezzet&görüntü...
IMG_7303

Ve gezinin ortalarında rastladığımız bir başka İsviçre ilkimiz 2.el eşya satan bu dükkan oluyor. Birbirinden orijinal parçaların yer aldığı, gezerken bir müzeyi gezermiş gibi keyif aldığımız, saatlerimizi harcadığımız mekan. Bazen döküntü, bazen antika bazen paketi bile açılmamış yeni eşyalarla karşılaştığımız, hepsi sınıf sınıf özenle ayrılmış…
Ahşap bir tenis raketi ve çocukluğuma ait desenlerin olduğu bir tepsi ile ayrılıyoruz dükkandan.
DSC04627
DSC04626
DSC04623

Bir kış vakti tatili ancak bu kadar güzel bu kadar dolu olabilirdi.
Oysaki giderken kafamızda hiç bir şey olmadan gitmiştik, ne bir plan ne bir program…
Masal ülkesi göstermişti yine kendini, bir masalı daha yaşatmıştı…
Şükürle mutlulukla özlemle anıyoruz seni Masal ülkesi bu sebepten yine yine ve yine…

Bir kez daha açtın kollarını bize, tüm güzelliğinle ağırladın, karşıladın ve aynı güzellikle uğurladın...