21 Kasım 2006

SAFRANBOLU

O kadar çok fotoğraf varki hepsini tek bir blogta yazamayacağımı düşünerek Safranbolu ve Kastamonu olarak ikiye ayırmaya karar verdim. Amasra' da Kastamonu yazısı ile birlikte olacak.
Önce Safranbolu diyerek fotoları yüklemeye başladım ama blogspot dayanamadı benim fotolarıma bir kısmını yükledi ama sonrasını yüklememekte inat ediyor. İnatlaşmayı ben bıraktım, blogum biraz sakinleşsin sonra geri kalanını yükleriz dedim:)
Gece yarısına doğru İstanbul'dan yol aldık. Safranbolu'ya çok erken bir saatte vardık. Sağolsun orda bizi karşılayacak olan hanın sahipleri kahvaltı sofrasını hazır etmişlerdi:) Biz dediğim grup 61 kişiden oluşuyor onuda belirteyim:) Bize sofra hazırlamak öyle kolay iş değil, bunuda ilerleyen saatlerde öğle yemeği sırasında gördük maalesef..
Bu hanın ismi sıkı durun arkadaşlar "Cinci Han" . Eskiden Safranbolu tarihi İpek Yolu üstünde olduğu için Osmanlı zamanında buraya Hanlar, Hamamlar yapılmış. Gelip giden yolcular dinlensin, ticaret gelişsin, buraya gelir bıraksınlar diyerek. Yalnız isminin neden bu şekilde verildiğine ben odaların kapısını görünce anladım. Normal insanın geçebilmesi için boynunu epey eğip te geçmesi gerekiyor:) Sanki bizlere göre değil de onlara göre yapılmış gibi..

Kahvaltı edilen bölümdeki lamba dikkatimi çekti.. Han'da her ayrıntı gibi lambada bu ahengin uyumlu bir üyesiydi.

Kahvaltı için Han'a doğru ilerlerken bizden başka uyanmış olanlarda vardı .. Oda fırıncılar idi. Safranbolu'ya özel bir simit yapıyorlar. Üzerinde susam filan yok benim çöreklerim gibi onlarda:)
Biz kahvaltıdan kalktıktan sonra ilçede canlılık başlamıştı. Erkenden dükkanlarını açanlardan biride Lokumculardı.

Safranbolu'nun özel lokumu Safran'lı Lokumu sevdim en çok. Çok hafif diğer lokumlara göre.. Safran, Eylül- Ekim aylarında açan lila renkli bir çiçeğin ortasındaki polarları, ve maddi değer çok yüksek. Gr fiyatı 10-14 milyon arası değişiyor. Safran kendisinin 100bin katı sıvıyı sarıya boyama özelliğine sahip. Yani 1 gr safran ile 1 ton suyu sarıya dönüştürebilirsiniz. Bunun için safran yapraklarını suya atıyorsunuz. Bu sarı suyu kullanıyorsunuz yemekte. Yani direk olarak safran ı atmıyorsunuz..

Biz gezmeye başladığımızda köy pazarı kurulmuştu, Benim dikkatimi en çok kabaklar çekti, acaba alsammı birkaç kg diye düşünmedim değil:) Yol boyuncada çeşit çeşit kabaklar satılıyordu. Özellikle birazdan geçeceğimiz Yörük köyünde..

Bu kedinin fotoğrafınıda eklemeden geçemedim. Bakışı çok keskin ve anlamlı, Kendi biraz pis ama:) Sanırım bacaların içinde geziyor:)
Turumuz başladı, Safranbolu'daki konaklar gezildi, Kaymakamlık binası, Saat Kulesi, Camiler, Külliyeler.. Safranbolu, Osmanlı İmp. luğu zamanında çok kıymet gören bir eyaletmiş. Bu kadar çok tarihi eserin yapılışı da bunu gösteriyor. Medresenin ortasında birde vakitname var. Güneşe göre ayarlanmış bir saat, Rehberin söylediğine göre 06.45 ile 17.10 saatleri arasını gösteriyormuş. Gittiğimiz gün hava kapalı ve sisli olduğu için biz saati tespit edemedik. Ancak çok çok dikkatli bakılırsa hafif bir gölge görülebiliyordu.

Hava beklediğimizde soğuk olunca her molada kendimizi lokumcu dükkanlarının üst katındaki cafe lere attık. Hava soğuk ama gelmişken ünlü Bağlar Gazozunu içmeden olmazdı. Bu gazozu Safranbolu dışında bir yerde içemezsiniz:) Titreye titreye gazozlarımızı içtik:)


Ekleyebildiğim fotoğraflar bu kadar, blog müsaade ettikçe kalan fotoları yükleyeceğim...

4 yorum:

Özlem dedi ki...

Pınarcım yoğunluğumdan dolayı bir türlü girememiştim sitene ne kadar çok şey yapmışsın öyle ellerine sağlık.. Safranboluyu bende çok seviyorum ilk kez üniversitedeyken gezi yapmıştık hayran kalmıştım ama yakın arkadaşımın safranboludaki düğününe gittiğimizde bir kez daha hayran kaldım.. İstnabulda oturmalarına rağmen safranboluda yöresel çok güzel bir düğün yapmışlardı, yemekleride o kadar güzeldiki anlatamam.. Hatta şunu öğrendim safranboluda düğüne giderken yakınları(hala,teyze..vs) bir tepsi baklava ile eğer biraz daha uzaksa bir tepsi su böreği ile giderlermiş buna bayıldım.Arkadaşımın kayınvalidesinede 3 tepsi baklava ile 10 tepsi su böreği gelmişti hediye olarak.. Tabi birde evde yapılanlarda eklenince o kadar çok yemiştikki anlatamam.. İşin özü safranboluyu safranbolunun halkının anlatması daha güzel oluyor:)Neyse çok uzattım diğer fotoğraflarınıda bekliyorum..
Sevgiler özlem

Özlem dedi ki...

Yazmayı unuttum cevizli çöreği annem çok güzel yapar vede bizde çok severiz. Annem bir küçük baş soğanı sıvı yağda kavurup sonra cevizleri ekleyip biraz daha kavurduktan sonra içi hazırlıyor benden bir tavsiye çok güzel ama çok güzel oluyor..

Pınarın Klubesi dedi ki...

Merhaba Özlem:)
Safranbolu'ya daha önce gitmiştim ama alelacele gezmiştik. Her iki gidişimde de yemek konusunda Safranbolu'da çok sıkıntı çektik. Öğle yemeğini merkezindeki Kadıoğlu Şehzade sofrası diye güya ünlü bir yerde yedik. Çook kötüydü. Kimse memnun kalmadı. Keşke öyle bir düğün bize de rast gelseydi:)Gelenekleri doğrudan görse idik.. Bizim 60 kişi bir anda bitirirdi o baklavaları, börekleri:)
Ne güzel böyle bütün Safranbolu geleneklerini en güzel haliyle yaşamışsın. Rehberlerimiz bu konuda çok eksiklerdi maalesef:( . Ama Kastamonu yemek açısında gezi kültürü açısından da çok güzeldi, :)
cevizli çöreği dediğin gibide deneyeceğim:) Sade halini kahvaltılarda tüketmek daha güzel geldi, işyerine de getirebiliyoruz kokmuyor:) Ama evde yemek için annenin yöntemiyle mutlaka deneyeceğim.

damak tadı dedi ki...

Sevgili Pınar'cığım,
Hoşgeldin..Mutlu olduğun güzel resimlerin ve paylaşımlarından belli oluyor.Bende inan çok mutlu oldum senin adına,arkasından da Avrupa seyahati iyisin bu aralar.))
Safranboluyu bende hiç görmedim ve çok görmek isterim.Sanırım bende Özlemin dediği gibi bir düğün zamanı gitmeyi tercih ederim.Bu tür yöre yemeklerini yemesem bile seyretmesini çok severim.Resimlerin devamını bekliyoruz.Simitler de çok güzel gözüktüler bana bayılırım da.))

Çöreklerin harika gözüküyor ellerine sağlık,afiyetler olsun.

Sana ve ailene mutlu bir hafta diliyorum,sevgiyle kalın.