13 Ekim 2006

SUNA KIRAÇ- ÖMRÜMDEN UZUN İDEALLERİM VAR..


Suna Kıraç, Vehbi Koç'un iş hayatına atılan tek kızı. Ve abisi Rahmi Koç gibi, bütün hayatını Koç Holding Şirketine adamış. Ta ki o kötü hastalığın pençesine düşene kadar. Ünlü Fizikçi Stephen Hawking'in hastalığı olan ALS (motor-nöron) ye yakalanıp kısa süre içerisinde yürüyemez, yemek yiyemez, konuşamaz ve en sonundada nefes alamaz hale gelmiş. Şu an makinelere bağlı olarak yaşamını sürdürüyor. Ama yılmamış. Göz okuma yöntemi ile iletişim kuruyor. Çalışmalarına devam ediyor. ALS hastalığının özelliği beynin kaslara gönderdiği sinirlerin(motor-nöron sinirleri) ölmesi ile kaynaklanan kasların hareket edilememesi. Öyleki göğüs kafesindeki kaslar hareket etmediğinden nefes alış verişde duruyor. Ama bütün bunların yanında beyne ait işlevlerde hiçbir zarar olmuyor. Yani ölü bir bedenin içinde dinç bir beyin taşıyorlar. Stephen Hawking kitaplarını bu hastalığa yakalandıktan sonra yine göz-beyin okuma yöntemi ile yazmıştı. Beni diğer etkileyen ise Suna Kıraç'ın eşi İnan Kıraç'ın eşine olan aşkı-bağlılığı.. Eşinin hastalığı ile mücadele edebilmek için işini bırakmış ve kendini bu hastalığı araştırmaya vermiş. Suna Kıraç, bu hastalığın 9 sene önce belirtileri dil sürçmesi olarak başladığında Amerika'daki bir doktora muayene oluyor ve doktor direkt şunları söylüyor." 3-5 sene içinde yürüyemez, konuşamaz ve nefes alamaz hale geleceksiniz, 7 yıl içindede ölüm gerçekleşecek." Bunları duyup ayakta kalabilmek için nasıl bir güç gerekir kim bilir. Suna-İnan Kıraç'ın Türkiye'ye eğitim ve kültür anlamında birçok katkıları olmuş. Türk Eğitim Gönüllüleri vakfı kurucusunun Suna Kıraç olduğunu bilmiyordum. Kurdukları kütüphaneler, müzeler, Akdeniz Kültürleri Araştırma Entitüsü ve İstanbul Kültürleri Araştırma Enstitüsünün kurucuları ve geliştirenler yine onlar. Pera müzeside İnan Kıraç'ın eşine olan Armağanı. Antalyada yine aynı şekilde bir müze bulunuyor. Pera müzesini biran evvel görmek istiyorum doğrusu. Ünlü Kaplumbağa Terbiyecisi adlı tablonun orjinalini 5 trilyona alarak buraya kazandırmışlar. Suna Kıraç hasta iken müzayedeye gidemediğinden eşinden bu tabloyu almasını istiyor. İnan Kıraç da açık artırmada fiyat 5 trilyonlara kadar çıkmasına rağmen alınıyor bu tabloyu. Türkiyede şimdiye kadar yapılan müzayelerde en yüksek fiyattan satılan tablo olmuş. Kitapda bütün hayatı anlatılıyor. İş yaşamındaki duruşu, çocukluğu, babası Vehbi Koç ile olan diyalogları, kardeşleri, Kısacası Vehbi Koç ailesinin özel yaşamına giriyorsunuz. Evlatlık alınan kızları İpek, ve kitabın en sonunda anlatılan hastalığı. Kitabın gelirleri TEGV e bağışlanmış. Sizlerede tavsiye ederim.

5 yorum:

Berceste dedi ki...

Turkiye'ye gelince alinacak kitaplar arasina girdi bile, gercekten cok merak ettim. Stephen Hawking Cambridge'de yasiyor biliyorsun. Trinity College'deki
odasinin onunden geciyoruz arada...Gazetelerde de bakici ariyorlar ona arada ve o kadar cok ozelligi olmali ki bakacak insanin, hastaligin zorlugunu oradan da anliyorsun. Hasta olana daha da zor :((( Dizi film olarak gostermislerdi Stephen Hawking'inkini, cok genc yasta baslamis onunki.Universiteye giderken.Suna Kirac'in bu hastaliga yakalandigindan bi haberdim, kendisini sever ve takdir ederim.Esini de !

Pınarın Klubesi dedi ki...

Ben Suna Kıraç 'ı ve eşini bu kitap ile tanıdım ve her ikisinide çok sevdim. Suna Kıraç 6 yıldır gözleriyle konuşuyormuş.. Stephen Hawking i de hep merak etmiştim. Kitapları vardı. Ve bilgisayar okuyormuş düşünceleri filan diye duymuş kanmıştım:) Ne yazık, şahane beyinler ölü bir bedene hapsediliyor. Ve yaşama hırslarını hiç bırakmıyorlar neyseki ve üretmeye devam ediyorlar..

Berceste dedi ki...

Yanliz Pinarcigim, S.Hawking'in arkasinda Microsoft var ! Onun icin ozel bilgisayar urettiler... Calismalarina kaynak oluyor,Suna Kirac'in satin almak zorunda kaldigi bilgisayari S.Hawking'e milyarlarca dolarlik arastirma sonucu hediye veriyorlar. Bunu da unutma...Yani sahane beyinlerin bir de destekcisi var. Biz gene kendi basimizayiz. Ayni sey Suna hn kadar varlikli olmayan birinin basina gelse idi simdiye beyni ne kadar sahane olsa da yokolup gitmisti :(

Pınarın Klubesi dedi ki...

Ben de yazacaktım aynı şey fakir birinin başına gelseydi ki gelenler vardır mutlaka, çok fazla yaşama şansı olmuyormuş zaten..5 yıllık bir ömür biçiyorlar hastalığa yakalandıktan sonra..
:( Suna Kıraç ın hastalığı o derecedenmiş. Bu hastalık belli bir aşamada durabiliyormuşda Stephen Hawking örneğindeki gibi..
Suna Hanım , eşi İnan Kıraç ile evli olmasıda büyük şans, en büyük araştırmacı, destekçisi bilgisayardan önce eşi olmuş. Kitabı bir okusan ayrıntlarıyla anlarsın.. Neler Neler, ben çok duygulandım o kısımda..
Pera Palas Müzesine gidip şu ünlü tablo Kaplumbağa Terbiyecisinide görmek istiyorum.. İnan Kıraç ın sırf eşinin isteği için aldığı tablo..

Pınarın Klubesi dedi ki...

ya son yazdığıma takıldım. İnan Kıraç ın eşine verdiği değeri kesinlikle tablonun yüksek meblağ ile değerlendirmiyorum. Sakın yanlış anlaşılmasın.Kitapta çok güzel bunlara değiniliyor. Artık daha fazla anlatmıyım, kitabı okumaya gerek kalmayacak nerdeyse:)