7 Mayıs 2007

Ben geldim... Ben zaten hep burdayım:)


Herkese Merhabalar:) Bana göre kısa ama eminim blog dünyasına göre uzun bir aradan sonra yine burdayım...

Sanılmasın ki tembellik yapıyorum, bilakis çok da verimli geçen bir dönemdeyim. Hem işyerimde hem de evimde verimli bir dönem geçiriyorum. Hamileliğin altın 3 ayını geçirdiğimden sanırım.

Paskalya çöreğinin tarifini bir türlü ekleyememiştim. Paskalya etkinliğine bizi davet eden arkadaşım Kostas'a sürpriz yapmak için bu çörekleri yapmıştım. Ama babamın rahatsızlığı sebebiyle paskalya akşamına gidemedik ve paskalya çöreklerini tatmasını istediğim gibi birçok kişi tadamadı. Paskalya çöreği için birçok tarifi inceledikten sonra Hürriyet'in sayfasında gördüğüm Fındıklı Paskalya çöreği tarifinde(2.tarif) karar kılmıştım. Tarife buradan ulaşabilirsiniz.

Yurtdışında ki arkadaşların haftasonları yaptıkları gezileri okuyunca(Pia), özellikle Berceste'nin Camden Town yazısından sonra neden bizde keşfetmiyoruz çevremizde ki ilginç yerleri dedim ve haftasonu eşimle Eyüp'te bir gezi yaptık. Çok kalabalık olduğundan evimize yakın olmasına rağmen haftasonları gitmeye çekindiğimiz bir yer haline geldi. Eşim ısrar etmese yine de benim dışarı çıkacağım yoktu ama neyse ki içimizden biri harekete geçiyor. Evimizden Eyüp'e kadar yol boyunca parkta ki piknik kalabalığını seyrede seyrede gitmek büyük keyifti. Rengarenk, cıvıl cıvıl:)

Gerçi pazar günü sonunda herkes dağıldığında ortalık birer çöp yığını haline geliyor. Neyse ki Belediye işçileri gelip tekrar eski haline getiriyorlar. Belediye daha çok çöp kutusu bıraksa, halkımız da şu vurdumduymazlığından kurtulsa bu kadar çok temizlik işçisine gerek de kalmayacak, bu da ayrı bir durum.

Yürüyerek Eyüp'e vardığımızda önce kendimize ödül niyetinde birer dondurma aldık eşimle. Sonra çimlere oturduk, özlediğimiz birşeydi bu:) Derken bir cami avlusuna girip birazda orada oturduk, derken bir kız çocuğu elinde yeni yapılıp henüz kurumamış bir ebru sayfasıyla geçiyordu, hemen kaynağını sordum ve kaynağa çok yakın olduğumuzu öğrendik. Eyüp'te Mehteran bölüğünün bahçesinin içinde ufacık bir odada yapılıyordu bu ebrular, bir tek ustanın elinden çıkıyordu. Sizler için fotoğraflamadığıma çok pişmanım ama yolunuz düşerse Eyüp Evlendirme dairesine yakın olan bu bahçe içinde ki odaya uğrayıp Ebru ustasını seyretmenizi isterim. Su üzerinde ki belirsiz boya şekillerinin bir anda nasıl harika bir laleye ya da güle dönüştüğünü bir görün siz de.... Bahçeden merdivenle de camiye çıkılıyor. Bu caminin avlusu da çok hoşuma gidiyor, bu avlu da oturup biraz sakinliğin tadına varıp yolunuza devam edebilirsiniz. Eyüp'ün bütün kalabalığından arınmış bu iki yeri ilk Eyüp ziyaretinize ekleyin derim. İlk fırsatta bu mekanı fotoğraflayıp sizlerle paylaşmayı istiyorum.

Bir önce ki hafta ise çok güzel bir sofraya konuktuk. Bütün doğallığını korumuştu sofra, tıpkı memleketleri Adıyaman'da olduğu gibi yer sofrasında idi. Benim çok severek yediğim kuru biber ve patlıcan dolması ile soğuk çorba vardı. Dolmanın tarifini ben de vermiştim bloğumda, soğuk çorba ise uzun zamandır dilimde idi, aşurelik buğday ve hafif ekşitilmiş ayrandan yapılıyor. Yaz günlerinde serinlemek için benim de sık sık yapacağım bir çorba olacak. Sofranın bir başka güzelliği de bizim pide dediğimiz kimi yörelerde ise açık ekmek diye geçen ekmeğiydi. Yakınlarında bu şekilde ekmek satan bir fırın varmış, memleketimi özlediğimi anladım, keşke bizim yakınımızda da böyle bir fırın olsa, evde ki ekmek tüketimi epey artardı sanırım. Ekmekler soğumasın diye sofranın sonunda örtüye sarılı olarak duruyor...

Ben de boş durmadım. 18 cm lik kelepçeli kalıbımı kullanıp mini bir cheesecake yaptım. Eşim şimdiye kadar yaptıklarımın arasında en güzeli olduğunu söylüyor. Limonlu cheesecake benim en sevdiğim tatlı diyebilirim.
Kendi ekmeğimizi yapmaya devam, bu çiçek ekmek hep sofralarımız da olacak bundan sonra...
Bu arada harıl harıl etamin işlemeye devam ediyorum. Ama maalesef henüz bitmediğinden paylaşamıyorum. Bu sefer işlediğim model ilkine göre iki kat daha büyük. Beni o kadar güzel dinlendiriyor ki, ev işlerini yaptıktan sonra açılır tekli koltuğa serilip alıyorum elime. Sanem'e tekrar sevgi ve teşekkürlerimi yolluyorum.

14 yorum:

Adsız dedi ki...

Merhaba,yine ben...sabahtan beri birkaç kez baktım siteyi güncelledin mi diye demek ki içime doğmuş bugün yazacağın.Bahsettiğin sofra çok cazip geldi bana,memleketime yakın diye galiba.Soğuk çorba benim bildiğime benziyor,tarifini verince bakarız.Bizim memlekette yazın sadece 1-2 çorba yapılır,tabi ki soğuk içilenlerden olmak şartıyla.Ve ben deçok severim,eşime soğuk çorba pek hoş gelmesede yazın Hatay'a gidince neden soğuk çorba olduğunu anlamıştı...neyse uzatmayım, teşekkürler paylaşımın için.Sevgilerimle...Nazife

Pınarın Klubesi dedi ki...

Merhaba Nazife,
yorumların beni çok mutlu ediyor, sen de mutlu olasın:)
bahsettiğim sofra nasıl cazipti anlatamam, resme pek bakmamaya çalıyorum zaten. Dolma ve çorba benim olsun, gerisini alsınlar. Soğuk çorba kesinlikle çok güzel. Sende tarifi varsa verebilir misin, ben de site de paylaşayım, herkes yapsın. Havalar birden ısındı, sıcak çorbalar içilmiyor artık. Hatta yöresel yemeklerinin tariflerinden gönderebilir misin ( tabi el mahereti çok gerekmeyip kolay olanlarından:))
Hatay'a bu yaz gitmeyi çok istiyorum ama havalar böyle sıcak giderse ne yaparız bilmiyorum. Hamilelikten dolayı sıcağa daha duyarlıyım sanırım. Hatay'ı en çok da yemekleri ile merak ediyorum söylemesi ayıp:) Çarşı sokak gezip ünlü yerlerini bulmak istiyorum. Tabi ki bu yerlerin listesini senden isteyeceğim. Gezilecek, görülecek ve tadılacak yerleri gönderebilirsen çok sevinirim. Sana minnettar kalırız:)
sevgiler

Adsız dedi ki...

Sevgili Pınar'cığım,
İyi olmana ve verimli bir hafta geçirmene inan bende senin kadar mutlu oldum canım.

Arada bu tür gezintiler yapıp yeni yerler keşfetmek insanı bir başka mutlu ediyor sana bu konuda çok hak veriyorum tatlım.

Paskalya çöreğin muhteşem gözüküyor,eminim tadı da bir o kadar nefistir.
Cheese kek ise ayır bir güzellik adeta sayfanda.Bakıp da iç geçirmemel elde değil.Bence eşin çok haklı canım.
Ekmekler ise bir o kadar iştah acıcı gözüküyor ellerine sağlık.

Gelelim yer sofrasına,ne kadar doğal gözüküyor sanki özünden hiç bir şey kaybetmemiş gibi..Keşke bizlerde bu tür sofralara konuk olup o havayı teneffüs edebilsek.
Emekleri geçenlerin ellerine ve gönüllerine sağlık.

Güzel bir hafta diliyorum canım.Kendine çok iyi bak.


Sevgiyle kalın.
Gül/d.tadı

Berceste dedi ki...

Pınaaaaaar! Ebru'nun fotoğraflarını nasıl çekmezsin? Aklına ben de mi gelmedim :( Sofralar ve mamalar harika görünüyor, ben mutfağa doğru bir gitmeliyim!

SaNeM dedi ki...

Himm, acaba hangisini isliyorsun, bahce icinde meyve topladiklari zamani mi, yoksa oturup cay ictikleri dakikalari mi, merak ediyorum. Seni dinlendirdigine cok memnun oldum, ben de sirf kafami dagitmak icin isledigim anlari bilirim.

Sofranin resmini buyutup baktim, o tursu salatalik/acur mu, nedir? Bir digeri soslu biber tursusu gibi birsey biliyorum. Dolma da guzel gozukuyor. Ama en onemlisi kalabalik olmaniz, ne guzel.

Ben de sevgilerimi gonderirim Pinar'cim, fazla uzak kalma bir daha ;)
S.

Pınarın Klubesi dedi ki...

Merhaba Gül Hanım
sofraya diyecek yoktu gerçekten. Çok sıcak ve içten geliyor bana yer sofrası, birde böyle zengin olunca harika...Bir diğer hoşuma giden herkese bir tabak yerine ortaya dolu tabaklar konulması, salata ve dolmalar böyleydi mesela. Güzel yorumların için çok teşekkürler
sevgiler

Merhaba Berceste
sorma bende çok yandım resmini çekmediğime ama en yakın vakitte uğrayıp bu yeri ve ebru odasını resimleyeceğim senin için:)
sevgiler

Merhaba Sanem
acaba hangisi:) Bekleyelim ve görelim:) Ama tahmininde yaklaştığını söyleyebilirim:) Beni dinlendirdiği kesin, kitabımla ikisi baş köşemde, geçen hafta sonu yanımda spor merkezine bile götürdüm, herkes harıl harıl spor yaparken ben de çekildim bir köşeye dinlenirken yapıverdim:)

Fazla uzak kalmayacağım diyorum ama bir bakıyorum 2 hafta geçmiş:)
sevgiler

Müge dedi ki...

Sevgili Pınar, kocaman HOŞGELDİN.
Seninle tanıştığımızın ertesi günü tatile çıktın, olmazki böyle :)
Her gün gelip bakıyordum, döndünmü diye ? :)
Bu arada ben ekmeğine bayıldım, bizim fırından hergün aldığımız çiçek ekmeğin aynısı olmuş, ama ben çekiniyorum bu şekilde yapabilirmiyim diye..
Sevgiler...

Punto dedi ki...

Sevgili Pınar; Yer sofrasını görünce çocukluğuma gittim bir an. Anneannemin sofrasını hatırladım. Bir sini, üzerinde ormanlı yemeği, mısır ekmeği ve bizim aile. Yan yana oturmuş aynı tepsiden yenen yemek. O anların sıcaklığını tekrar hatırlattığın için teşekkürler.

Pınarın Klubesi dedi ki...

Merhaba Müge
benim tatil 3 günlüktü sadece:) Ben İstanbuldayım ama bloga birşeyler yazamadım bir türlü:) Seni unuturmuyum hiç.
Bu ekmeği yapmakta hiç çekinme çünkü ne kadar baştansavma da yapsan bu ekmek yine böyle güzel olur. 1 paket yaş maya, 1 su bardağı ılık süt ve 1 su bardağı ılık su 4 tatlı kaşığı şeker ile eritilir. Aldığı kadar un ekleyip mayalanması beklenir 2 saat kadar. Sonra kabaran hamurdan ufak portakal büyüklüğünde yumaklar alınır. Tepsiye çiçek gibi dizilir. Üzerine fırça ile yoğurt sürüp susam çörek atıp fırına atılır. Mis gibi çiçek ekmeğiniz hazır:) Ben bir dahaki sefer farklı şekiller denemek istiyorum. Baget ekmek yapmayı çok isterdim. Fırına sığabilecek şekilde ufak bagetler yapılabilir bu hamurdan.
sevgiler

Merhaba Punto Amca
yer sofrası o kadar güzeldi ki anlatamam. Bu arkadaşlarımıza 2 sene önce de gitmiştik. Ama binlerce km uzaklıkta ki Adıyaman'daki evlerine gitmiştik o zaman. Aynı şekilde bir sofra hazırlamışlardı bize ve biz unutamadık o sofrayı hiç. Tekrar gideceğimize ne kadar sevindim anlatamam. Bu sefer onlar geldiler İstanbul'a da. Buluşmak daha kolay oldu neyse ki:)
sevgiler

meral dedi ki...

bu zengin, farklı-zevkli deneyimlerle dolu günleri bebeğin doğduktan sonra da yaşamanı diliyorum bebeğini koruma nedeni ile rutin günler geçiren biri olarak:)

sevgiler
meral

bocuruk dedi ki...

Pınar'cığım,
Hakikaten verimli günler geçiriyorsun. Eyüp geziniz ne güzel olmuş. Ben de düşünürüm zaman zaman en yakınımızdaki yerleri bir de turist gözüyle gezsek diye. Bornova'da da çok güzel eski evler var mesela.

Bir dizi vardı şu an ismini hatırlayamadım ama halil ergün babayı oynuyordu (emrahla oynadığı dizi değil) herneyse o dizide evin büyük kızı böyle aynı senin tarifindeki yere uyan bir yere gidip ebru ustasını seyrediyor, görüşüyor hatta bir süre kurs alıyordu. Ebru sanatına hayranım. Bu nedenle dizinin ismini hatırlamasam da bahsettiğim sahneler hala gözümün önünde.

Paskalyalar bir harika görünüyor. Çok da severim. Laf aramızda bugünlerde kendime çok kızıyorum. Onu severim bunu severim derken evlendiğim kilonun üstüne 20 kg eklemişim 16 yılda. Yazık etmişim kendime değil mi? Üstelik bizim ailede kadınlar yaşlarını göstermez hiç. Ama biliyorsun kilo da yaşı büyük gösteriyor. offff offf ! Yani aslında denememem denesem de yememem gerekiyor:(

Kendine ve bebişe iyi bakmaya ve etaminlerini işlemeye devam et canım:)
Sevgilerimle...

sevim esensoy dedi ki...

Merhabalar;
cheesecake çok güzel görünüyor ellerine sağlık bende uzun zamandır denenmiş bir tarif arıyordum. Tarifinide yazarsan çok sevinirimim. Sevim

pia dedi ki...

pinar ne guzel seyler yasamissin oyle, sofralar da cok guzel gozukuyor, sevgiler canim

Pınarın Klubesi dedi ki...

Merhaba Meral
ben sana özenip ne güzel bebekten sonra da eskisi gibi okumaya devam edebiliyor demekki oluyormuş derken sen neler diyorsun:)Benim gözüm korkmaya başladı. Ama kaçış yok, çocuktan sonra herşey daha farklı olacağı kesin, minik bedeniyle bizim programımıza uyamayacağına göre biz onun programına uyacağız:)
Sevgiler

Merhaba Bocuruk
dediğin gibi yakınımızda ki yerleri Turistik gözle gezmiyoruz bir türlü. Oysa ne cevherler gizli, çok uzaklara gitmeye gerek yok. Zira benim oturduğum Eyüp-Balat civarı böyle bir yer. Keşfedilecek çok şey var.

Ebru yu bir dönem bende istedim ama evde tekne ve boyalar için ayrı bir yer ayırmak gerekiyor. Birde Ebru işini öğrendikten sonra 5 dakikada bir tablo yapabiliyorsun:) Bu sonu düşünüp vazgeçmiştim. Ama kendi yaptığım 2 ebru çalışmam var bunlar da bana yeter:)

Bu doğum kiloları beni de korkutuyor. Eşim kızıyor bu kadar üstünde durma diye ama hani derler ya sigarayı bırakmanın en güzel yolu hiç başlamamaktır diye, bu durum da öyle. Kilo almaya hiç başlamamak gerekiyor, doğumdan sonra verilir diye düşünmemeli.

Bebiş tekmelerine başladı:))İyi bakmışım demekki:)
sevgiler

Merhaba Sevim,
tarife bu linkten ulaşabilirsin.
http://klubem.blogspot.com/2006/11/limonlu-cheesecake-ve-el-deirmeninde.html#links
Bu sefer ben daha az malzeme ile 18cmlik küçük kalıbıma yaptım. Tarifteki ölçüleri artırıp çoğaltarak sen de kelepçeli kalıbına göre ayarlayabilirsin.
sevgiler

Merhaba Pia,
gezip görme konusunda sizden ilham aldık:)İnsan yaşadığı yeri bile turistik gözle gezerse çok şey keşfedebiliyor.
sevgiler